HPV nedir, nasıl bulaşır ve hangi tipleri takip gerektirir?


HPV, insan papilloma virüsünün kısaltmasıdır ve kadın hastalıkları polikliniğinde en sık konuşulan konulardan biridir. Çoğu kişi bu adı ilk kez bir tarama sonucunda görür: raporda "HPV pozitif" yazısını okuyan bir kadın genellikle aynı anda iki soru sorar. Bu virüs bana nereden geldi ve bende kansere yol açacak mı? Bu iki sorunun yanıtı, HPV'nin tek bir hastalık değil, 100'den fazla tipi olan bir virüs ailesi olduğunu anlamakla başlar. Cinsel yolla aktif olan kişilerin büyük bölümü hayatının bir döneminde bu virüs grubunun en az bir tipiyle karşılaşır; karşılaşmanın kendisi hastalık anlamına gelmez.
Bu yazıda HPV'nin ne olduğunu, düşük riskli ve yüksek riskli tiplerin birbirinden nasıl ayrıldığını, virüsün hangi temas biçimleriyle geçtiğini ve bulaşma zamanının neden çoğu kez belirlenemediğini ele alıyoruz. Bağışıklık sisteminin virüsü çoğu zaman kendiliğinden temizlediğini, kalıcılık kavramını ve takibin neden gerektiğini açıklıyoruz. Testin ne olduğunu kısaca tanıtıyoruz; ayrı bir bölümde ise beklemeden hekime başvurmayı gerektiren bulguları topluyoruz. Amaç bilgilendirmektir. Sizdeki sonucun yorumlanması, hangi aralıkla izlenmeniz gerektiği ve atılacak sonraki adım, sizi muayene eden hekimin değerlendirmesine aittir.
HPV nedir? Tek bir hastalık değil, bir virüs ailesi
HPV, deri ve mukoza yüzeylerini döşeyen epitel hücrelerinde çoğalan bir virüs grubudur. Bugüne kadar 100'den fazla tip tanımlanmıştır ve her tip belirli bir yerleşim bölgesini tercih eder; bunların yaklaşık 40 kadarı genital bölgeye yerleşir. Bir bölümü el ve ayak tabanındaki siğillerden sorumludur; bir bölümü ise genital bölge, anüs, ağız ve boğaz mukozasına yerleşir. Bu nedenle HPV tek bir hastalığın adı değildir; ortak bir aileye ait, davranışları birbirinden farklı tiplerin toplu adıdır.
Bu ayrım pratikte önemlidir. "HPV'm var" cümlesi tek başına bir tanı anlamı taşımaz. Hekim için anlamlı olan üç bilgi vardır: hangi tip saptanmıştır, virüs hangi bölgede bulunmaktadır ve enfeksiyon geçici mi yoksa tekrarlayan testlerde de süren bir enfeksiyon mu? Aynı laboratuvar sonucu, bu üç bilgiye göre birbirinden tamamen farklı izlem planlarına yol açabilir. Sonucu kendi başına okuyup yorumlamak bu nedenle kaygı üretir ve çoğu zaman gerçeği yansıtmaz.
Virüsün yaygınlığı da yanlış anlaşılan bir noktadır. HPV, cinsel yolla geçen virüsler arasında dünyada en sık karşılaşılanlardan biridir ve cinsel yaşamı olan kadınların ve erkeklerin büyük bölümü yaşamlarının bir döneminde bir ya da birkaç tipiyle temas eder. Çoğu kişi bunu hiç fark etmez, çünkü enfeksiyon belirti vermeden gelir ve belirti vermeden geçer. Bu yaygınlık, HPV'yi istisnai bir durum değil, kadın sağlığı izleminin olağan bir parçası haline getirir.
Düşük riskli ve yüksek riskli HPV tipleri arasındaki fark
HPV tipleri, hücrede kalıcı değişiklik yapma eğilimlerine göre iki ana gruba ayrılır. Düşük riskli tipler arasında HPV 6 ve HPV 11 sayılabilir; bunlar genital siğillere yol açabilir. Siğiller rahatsızlık, kaşıntı ve görünüm kaygısı yaratabilir; ancak bu tipler rahim ağzı kanserinin sorumlusu değildir. Siğiller için uygulanan yaklaşımlar lezyonu ortadan kaldırmaya yöneliktir ve hangi yöntemin seçileceğine, lezyonun yerini ve yaygınlığını gören hekim karar verir.
Yüksek riskli tipler ise farklı davranır. Aralarında HPV 16 ve HPV 18'in de bulunduğu bu grup, uzun süre aynı dokuda kaldığında hücrelerin çoğalma düzenini bozabilir. Bu bozulma önce kanser olmayan, öncü nitelikte hücre değişiklikleri biçiminde ortaya çıkar. Bu değişikliklerin en sık bildirildiği bölge rahim ağzıdır; vajina, vulva, anüs, penis ve ağız ile boğaz mukozası da etkilenebilir. Önemli olan şudur: yüksek riskli bir tipin saptanması kanser tanısı değil, izlem gerekçesidir.
| Özellik | Düşük riskli tipler | Yüksek riskli tipler |
|---|---|---|
| Sık anılan tipler | HPV 6, HPV 11 | HPV 16, HPV 18 ve aynı gruptaki diğer tipler |
| Tipik bulgu | Genital bölgede siğil görünümünde kabarıklıklar | Çoğu zaman hiçbir bulgu yoktur; değişiklik tarama ile saptanır |
| Kanserle ilişki | Rahim ağzı kanseri ile ilişkilendirilmez | Uzun süre kalıcı olduğunda öncü hücre değişiklikleri ile ilişkilidir |
| Tarama testinde aranır mı | Rutin servikal tarama bu tipleri hedeflemez | Servikal tarama doğrudan bu tiplere yöneliktir |
| Olağan yaklaşım | Şikayet varsa lezyona yönelik işlem; yoksa izlem | Tipe ve hücre incelemesine göre tekrar test ya da kolposkopi |
| Kim karar verir | Muayene bulgularını gören hekim | Sonuçları bir arada değerlendiren hekim |
HPV nasıl bulaşır? Cilt ve mukoza temasıyla geçen bir virüs
HPV kan yoluyla geçmez; virüs cilt ve mukoza teması ile bulaşır. Tükürüğün tek başına bulaştırıcı olduğu gösterilmemiştir; buna karşın ağız ve boğaz mukozasına yerleşen tipler açısından yakın oral temas tanımlanmış bir geçiş yoludur. Virüs, temas eden yüzeylerdeki küçük çatlaklardan epitelin alt tabakasına ulaşır. Bu mekanizmanın en önemli sonucu şudur: geçiş için tam bir birleşme şart değildir. Genital bölgelerin birbirine değmesi, oral ve anal temas, cinsel oyuncakların paylaşılması gibi durumlar da bulaşmaya aracı olabilir. Bu nedenle bulaşmayı yalnızca tek bir temas biçimiyle açıklamak doğru değildir.
- Geçişin bilinen yolu: genital, oral ve anal bölgelerin cilt ya da mukoza düzeyinde teması
- Tam birleşme gerekmez: yalnızca dış temasla da geçiş bildirilmiştir
- Doğum sırasında geçiş: nadirdir, ancak tanımlanmıştır ve yenidoğan izlemi hekim kararıyla planlanır
- Günlük yaşam temasları: tuvalet oturağı, havuz, hamam, el sıkışma, aynı bardaktan içmek olağan bulaşma yolları arasında sayılmaz
- Havlu ve iç çamaşırı: bu yolla geçiş kuramsal olarak tartışılır; olağan bulaşma biçimi değildir
- Kan yoluyla geçiş: kan, bu virüs grubunun bilinen bulaşma yolları arasında değildir; HPV için kullanılan bir kan testi de yoktur
Korunma konusunda en sık sorulan soru prezervatiftir. Prezervatif, temas eden yüzey alanını küçülttüğü için HPV geçişi olasılığını azaltır; ancak tamamen engellemez. Bunun nedeni anatomiktir: virüs, prezervatifin örtmediği kasık derisi, perine ve skrotum gibi bölgelerde de bulunabilir. Aynı mantık oral temas için de geçerlidir. Prezervatifi anlamsız kılmayan, ancak tek korunma yöntemi olarak yeterli saymayan bu tablo, aşı ve düzenli tarama gibi diğer bileşenlerin neden gündemde kaldığını açıklar.
Bulaşma zamanı neden bilinemez: "kimden bulaştı" sorusunun yanıtı
HPV, vücuda girdikten sonra uzun süre sessiz kalabilir. Virüs epitelin alt tabakasında düşük düzeyde çoğalırken ne bir bulgu verir ne de her testte saptanabilir düzeyde bulunur. Bu nedenle bugün alınan pozitif bir sonuç, virüsün bu hafta, bu ay ya da bu yıl alındığını göstermez. Aynı şekilde yıllar önce karşılaşılmış bir tipin, bağışıklıkla ilgili bir değişiklik sonrasında yeniden saptanabilir hale gelmesi de mümkündür. Zaman çizelgesi kurmak pratikte olanaklı değildir.
Bu bilginin doğrudan bir sonucu vardır: bir HPV sonucundan yola çıkarak kimin kime virüsü geçirdiği belirlenemez. Uzun süredir tek eşli bir ilişki içinde olan bir kadında yüksek riskli tip saptanması, partnerinin ilişki dışı bir teması olduğu anlamına gelmez. Tersi de doğrudur. Virüsün ilk karşılaşma zamanı çoğu çiftte ilişkinin başlangıcından yıllar öncesine uzanabilir. Bu nedenle sonucun suçlama aracına dönüşmesi hem bilgi olarak hatalıdır hem de kişilerin izlem sürecinden uzaklaşmasına yol açar.
Pratik yaklaşım şudur: sonuç bir çift için ortak bir bilgi olarak ele alınır. Kadının izlemi kendi tarama planına göre sürer; partner kendi hekimine kendi soruları için başvurur. Erkeklerde rutin bir HPV tarama testi bulunmadığı için partnerde test yapılması çoğu zaman gündeme gelmez. Bir partnerde test negatif çıkması da geçmişte hiç karşılaşmadığını kanıtlamaz. Bu çerçevede konuşulduğunda HPV, ilişkiye yönelik bir soru değil, izlem gerektiren bir sağlık başlığı olarak kalır.
Bağışıklık sistemi HPV'yi çoğu zaman kendiliğinden temizler
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü geçicidir. Bağışıklık sistemi virüsü tanır, enfekte hücrelerin yenilenmesiyle birlikte virüs yükü düşer ve test artık pozitif çıkmaz. Bu süreç çoğu kişide aylar içinde, genellikle iki yıla varan bir süre içinde tamamlanır. Dikkat çekici olan nokta şudur: bu temizlenme sırasında kişi genellikle hiçbir şey hissetmez. Ne ağrı, ne akıntı değişikliği, ne kanama. Bu nedenle HPV'nin geldiği ve gittiği çoğu kez hiç bilinmeden yaşanır.
Bilimsel tartışmanın sürdüğü bir ayrıntı vardır. "Temizlenme" sözcüğü virüsün vücuttan tümüyle yok olduğu anlamına mı gelir, yoksa saptanamayacak kadar baskılandığı anlamına mı? Bu soru henüz tam yanıtlanmamıştır. Hastanın karşılığı açısından ise sonuç büyük ölçüde aynıdır: virüs saptanamaz düzeye indiğinde ve hücre incelemesi normal olduğunda o dönem için hücre değişikliği olasılığı belirgin biçimde azalır. Bu olasılık sıfırlanmaz; daha önce anormal bir sonuç alınmış ya da rahim ağzında işlem yapılmış kadınlarda izlem bir süre daha sık sürdürülür. İzleminizin olağan tarama aralığına dönüp dönmeyeceğine, önceki sonuçlarınızı bir arada gören hekiminiz karar verir.
Temizlenmeyi geciktiren etkenler bilinmektedir. Sigara kullanımı, bağışıklığı baskılayan hastalıklar ve ilaçlar, HIV ile yaşamak ve organ nakli sonrası kullanılan tedaviler bu grupta yer alır. İleri yaşta edinilen enfeksiyonların da daha uzun sürebildiği bildirilmiştir. Bu etkenlerin hiçbiri kişinin kusuru değildir; ancak aralarında değiştirilebilir olan bir tanesi sigaradır ve rahim ağzı sağlığı açısından sigarayı bırakmak bu nedenle ayrıca konuşulur. Sizin için hangi etkenlerin öne çıktığını hekiminiz değerlendirir.
Kalıcı enfeksiyon ne demektir ve neden takip gerekir?
Kalıcı (persistan) enfeksiyon, aynı yüksek riskli HPV tipinin aradan zaman geçmesine karşın tekrarlanan testlerde de saptanmasıdır. Hücre değişikliklerinin ortaya çıkması için gerekli olan şey yalnızca virüsle karşılaşmak değil, virüsün aynı dokuda uzun süre kalmasıdır. Bu nedenle tek bir pozitif sonuç ile kalıcı enfeksiyon aynı şey değildir ve ikisi aynı biçimde ele alınmaz. Ayrımı yapan, sonuçların zaman içindeki seyridir.
Hücre değişiklikleri basamaklı ilerler. Hafif dereceli değişikliklerin önemli bir bölümü, virüs temizlendikçe kendiliğinden geriler. Daha ileri dereceli değişiklikler ise kendiliğinden gerileme eğilimi daha az olan, tanımlanabilen ve tedavi edilebilen lezyonlardır. Bu aşamada yapılan işlemin amacı kanseri tedavi etmek değil, kanser gelişmesini önlemektir. Rahim ağzı kanserinin uzun bir öncü dönemi olmasının asıl değeri buradadır: öncü hücre değişikliklerinin ilerlemesi genellikle uzun yıllar alır, bağışıklığı baskılanmış kadınlarda ise bu süre kısalabilir. Tarama ve izlem tam bu dönemde devreye girer.
Takibin mantığı bu nedenle kaygıya değil zamanlamaya dayanır. Yüksek riskli bir tip saptandığında hekim, hücre incelemesinin sonucuna ve tipe göre bir plan kurar: belirli bir süre sonra tekrar test, rahim ağzının büyüteçle incelenmesi (kolposkopi) ya da gerekli görülürse doku örneklemesi. Burada asıl sorun, sonucu okuyup korkmak ya da sonucu okuyup unutmaktır. İzleme devam etmek, HPV ile ilgili sürecin tümüyle yönetilebilir kalmasını sağlayan tek adımdır.
HPV belirti verir mi? Siğiller ve sessiz seyir
HPV enfeksiyonlarının çoğu hiçbir belirti vermez. Virüsün rahim ağzında yaptığı öncü hücre değişiklikleri de erken dönemde bulgu üretmez; bu dönemde kanama, ağrı ya da akıntı beklenmez. Tarama programlarının varlık nedeni tam olarak budur. Buna karşın ilerlemiş değişiklikler ve rahim ağzı kanseri kanamaya ve akıntıya yol açabilir; bu nedenle yeni başlayan anormal bir kanama hiçbir zaman "HPV bulgu vermez" diye yorumlanıp beklenmemelidir. Bulgu beklemek, değişikliklerin ilerlemesini beklemek anlamına gelir. Bu nedenle kendini iyi hisseden bir kadında da tarama davetine yanıt verilmesi önerilir.
Düşük riskli tiplerin yol açtığı genital siğiller ise görülebilir bir bulgudur. Ciltle aynı renkte ya da hafif pembe, tek tek ya da küme halinde, kimi zaman karnabahar görünümünde kabarıklıklar biçiminde ortaya çıkar; genellikle belirgin bir ağrı yapmaz, kaşıntı ve tahriş hissi eşlik edebilir. Vulva, perine, anüs çevresi ve vajina girişi sık yerleşim bölgeleridir. Siğillerin görünümü başka deri lezyonlarıyla karışabileceği için tanıyı muayene koyar; evde yorum yapmak doğru değildir.
Sık rastlanan bir yanlış eşleştirme, akıntı değişikliklerinin HPV'ye bağlanmasıdır. Akıntının renginde, kıvamında ya da kokusunda değişiklik çoğu zaman mantar enfeksiyonu, bakteriyel dengesizlik ya da başka bir etkenle ilişkilidir ve HPV'nin tipik bulgusu değildir. Bu ayrımın ayrıntısı için vajinal akıntı renkleri ve anlamları yazısına bakabilirsiniz. Akıntıyla birlikte ateş, pelvik ağrı ya da kanama varsa değerlendirme beklemeye bırakılmaz.
HPV testi nedir, kime yapılır?
HPV testi, rahim ağzından alınan bir örnekte virüsün genetik materyalini arar. Hücrelerin görünümünü inceleyen sitoloji (halk arasındaki adıyla smear) testinden farklı bir soruya yanıt verir: HPV testi "virüs var mı" sorusunu, sitoloji ise "hücrelerde değişiklik olmuş mu" sorusunu yanıtlar. Günümüzde pek çok ülkede tarama önce HPV testiyle yapılır, sitoloji ise pozitif sonuçlarda ikinci basamak olarak kullanılır. Testin nasıl alındığı ve sonucun ayrıntıları ayrı bir yazının konusudur.
Sonucun yorumu tek bir satıra sığmaz. Pozitif bir HPV testi hastalık tanısı değildir; o an için virüsün bulunduğunu gösterir. Sonraki adım saptanan tipe, sitoloji bulgusuna, yaşa ve varsa önceki sonuçlara göre belirlenir. Bazı kadınlarda belirli bir süre sonra tekrar test uygun görülürken, bazı kadınlarda doğrudan kolposkopi planlanır. Negatif bir sonuç ise o dönem için güven verir, ancak sonraki tarama davetini gereksiz kılmaz.
Erkeklerde rutin olarak uygulanan bir HPV tarama testi bulunmamaktadır; bu nedenle partnerde test istemek çoğu durumda yanıt üretmez. Genital bölgede siğil ya da başka bir lezyon varsa değerlendirme muayene ile yapılır. Bazı ülkelerde kadının örneği kendisinin alması (kendi kendine örnekleme) seçeneği tarama programlarına eklenmiştir; uygulama ülkeye göre değişir. Sizin için hangi testin, hangi yöntemle ve hangi aralıkla uygun olduğuna hekiminiz karar verir.
Tarama aralıkları ülkeler arasında neden farklıdır?
Tarama konusunda hastaların kafasını karıştıran bir gerçek vardır: kuruluşların önerileri birebir örtüşmez. Birleşik Krallık'ta NHS, servikal tarama davetlerini 25 ile 64 yaş arasındaki kadınlara gönderir ve beş yılda bir aralığı uygular; birincil yöntem HPV testidir. Dünya Sağlık Örgütü ise küresel öneride taramanın 30 yaşından itibaren yüksek performanslı bir testle yapılmasını ve aralığın 5 ile 10 yıl arasında tutulmasını, HIV ile yaşayan kadınlarda ise 25 yaşından itibaren 3 ile 5 yıl aralığının kullanılmasını önerir. Aynı bilgi notu küresel hedef olarak her kadının yaşamı boyunca en az iki kez, 35 ve 45 yaşlarına kadar yüksek performanslı bir testle taranmasını belirtir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde ACOG ve birlikte çalıştığı kuruluşlar, taramanın daha genç bir yaşta başlayabildiği ve sitoloji ile HPV testinin farklı birleşimlerinin kullanılabildiği bir yapı tanımlar. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü ulusal kanser tarama programı, 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yıl aralıkla HPV testi sunmaktadır. Program ayrıntıları zaman içinde güncellenebildiği için kendi davet aralığınızı aile hekiminizden ya da kadın hastalıkları hekiminizden teyit etmeniz uygun olur. Bu farklar bir çelişki değildir: her ülke kendi hastalık sıklığını, aşılama geçmişini ve sağlık sisteminin kapasitesini hesaba katarak bir denge kurar.
Pratikte önemli olan, kendi izleminizin hangi şemaya göre yürüdüğünü bilmektir. Daha önce anormal bir sonuç alınmışsa, bağışıklığı baskılayan bir durum varsa ya da rahim ağzında bir işlem yapılmışsa aralıklar genel programdan ayrılır ve kişiye göre kısalır. Bu nedenle internette okuduğunuz bir aralığı kendi durumunuza uygulamak doğru değildir. Hangi testin ne zaman yapılacağını, sizin öykünüzü ve önceki sonuçlarınızı gören hekiminiz belirler.
Hangi bulgularda gecikmeden hekime başvurmak gerekir?
HPV enfeksiyonunun kendisi acil bir tablo değildir ve pozitif bir HPV sonucunun kendisi acil servise başvurma gerekçesi oluşturmaz; buna karşın aşağıda sıralanan bulguların bir bölümü acil değerlendirme gerektirir. Rahim ağzını ilgilendiren bazı bulgular ise tarama takviminin beklenmesine uygun değildir. Aşağıdaki bulgulardan biri varsa test zamanınız gelmemiş olsa bile değerlendirme ertelenmemelidir. Bu liste kaygı yaratmak için değil, beklenmeyecek durumları ayırt etmeyi kolaylaştırmak için verilmiştir.
- Cinsel ilişki sonrasında tekrarlayan kanama ya da lekelenme
- Adet dönemleri arasında ortaya çıkan, nedeni bilinmeyen kanama
- Menopoz sonrası dönemde görülen her türlü vajinal kanama
- Kötü kokulu, kanla karışık ya da yeni başlayan ve geçmeyen akıntı
- Haftalarca süren pelvik ağrı, ilişkide derin ağrı ya da bele vuran ağrı
- Genital bölgede hızla büyüyen, kanayan ya da yara haline gelen bir lezyon
- Gözle görülen bir kitle ya da rahim ağzında daha önce yapılmış bir işlemin ardından ortaya çıkan yeni şikayetler
Beklemeyin: acil servise başvurun ya da 112'yi arayın. Şu bulgulardan biri varsa randevu ya da tarama takvimi beklenmez:
- bir saat içinde pedi dolduran yoğun vajinal kanama
- kanamaya eşlik eden baş dönmesi, göz kararması, bayılma hissi, çarpıntı ya da soğuk terleme
- 38 derece ve üzerinde ateş ile titremenin eşlik ettiği pelvik ağrı
- idrar yapamama
- bacakta tek taraflı ağrılı şişlik ya da yeni başlayan nefes darlığı
Bu bulgular HPV'nin olağan bulguları değildir; ancak nedeni ne olursa olsun gecikmeden değerlendirilmeleri gerekir.
Bu bulguların hiçbiri "HPV'ye bağlıdır" diye yorumlanıp beklenmemelidir. Kanamanın pek çok nedeni vardır ve çoğu iyi huyludur; ancak bu değerlendirmeyi muayene ve gerekli görülen tetkikler yapar, metin okumak yapmaz. Akıntı niteliğindeki değişikliklerin hangi durumlarda beklenmeyen bir bulgu sayıldığını vajinal akıntı renkleri ve anlamları yazısında bulabilirsiniz. Rahim ağzı kanseri açısından sonucu değiştiren tek adımın, anormal kanamayı beklemeden hekime bildirmek olduğunu hatırlatmak gerekir.
HPV aşısı ve korunma: neyi değiştirir, neyi değiştirmez
HPV aşıları, virüsün belirli tiplerine karşı bağışıklık oluşturmayı amaçlar ve kapsadıkları tipler ürüne göre değişir. Korumanın geniş olabilmesi için aşının, virüsle karşılaşma olasılığının başlamasından önceki dönemde uygulanması tercih edilir; bu nedenle ulusal programlar ergenlik dönemine odaklanır. Aşı, hâlihazırda var olan bir enfeksiyonu tedavi etmez ve saptanmış hücre değişikliklerini geri döndürmez. Uygulama şeması yaşa göre belirlenir ve planlamayı hekiminiz yapar.
Erişkin dönemde aşının gündeme gelip gelmeyeceği kişiye göre değerlendirilir. Yaş, cinsel yaşam öyküsü, daha önce saptanmış tipler ve bağışıklık durumu bu kararı etkiler; kuruluşların erişkin aşılaması konusundaki vurguları da birebir aynı değildir. Bu nedenle "benim yaşımda yapılır mı" sorusunun tek bir genel yanıtı yoktur. Aşı ile ilgili ayrıntılı değerlendirme için kendi hekiminize başvurmanız uygun olur.
Önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: aşı yapılmış olmak taramayı gereksiz kılmaz. Dünya Sağlık Örgütü de bu durumu açıkça belirtir, çünkü aşılar HPV'nin tüm yüksek riskli tiplerini kapsamaz ve öncü hücre değişiklikleri belirti vermez. Korunmanın bileşenleri bu nedenle bir arada ele alınır: aşılama, tarama davetlerine yanıt vermek, prezervatif kullanımı ve sigarayı bırakmak. Bunların hiçbiri tek başına diğerinin yerini almaz.
HPV tanısıyla yaşamak: ilişki, gebelik ve günlük yaşam
Pozitif bir sonuç alan kadınların soruları çoğu zaman laboratuvarla değil günlük yaşamla ilgilidir. İlişkiyi sürdürmek, gebelik planı, doğum biçimi ve emzirme en sık sorulan başlıklardır. HPV enfeksiyonu, kadınların büyük bölümünde gebe kalma olanağını ya da gebeliğin seyrini değiştirmez. Genital siğiller gebelikte hormonal ve bağışıklıkla ilgili değişiklikler nedeniyle büyüyebilir; bu durumda işlem zamanlaması gebelik dönemine göre yeniden planlanır. Rahim ağzında daha önce işlem yapılmışsa gebelik izlemi bu bilgiyi hesaba katar.
İlişki içindeki kişiler için pratik çerçeve nettir. Uzun süredir birlikte olan çiftlerde her iki tarafın aynı tiple karşılaşmış olması beklenen bir durumdur; bu nedenle ilişkiyi tümüyle kesmek genel bir öneri olarak sunulmaz. Konuşmanın konusu kimin sorumlu olduğu değil, her iki kişinin kendi izlemini sürdürmesidir. Sonucu paylaşmak, kadının tarama planını aksatmaması ve partnerin kendi soruları için hekime başvurması yeterli çerçeveyi oluşturur.
Bu yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amacı taşır. HPV söz konusu olduğunda aynı laboratuvar sonucu, yaşa, önceki sonuçlara, bağışıklık durumuna ve gebelik planına göre birbirinden farklı izlem planları gerektirir. Bu nedenle sizdeki sonucun yorumlanması, hangi tetkiklerin yapılacağı ve izlemin nasıl planlanacağı sizi muayene eden hekimin değerlendirmesine aittir. Yeni başlayan kanama, geçmeyen akıntı ya da gözle görülen bir lezyonda hekiminize başvurmanız uygun olur.
İlgili İçerikler
- Smear testi nedir, nasıl yapılır ve ne sıklıkla tekrarlanır?
- Kadınlarda HPV belirtileri: ne görülür, ne görülmez?
- HPV aşısı nedir, kimlere yapılır ve kaç doz uygulanır?
- Kahverengi akıntı neden olur ve hangi durumlarda araştırılmalı?
- Vajinal akıntı renkleri ve anlamları: hangi akıntı normal, hangisi değil?
- Smear testi sonucu nasıl yorumlanır: raporda geçen terimler ne anlatır?
- Genital siğil nedir, nasıl görünür ve nasıl tedavi edilir?
Kaynaklar ve referanslar
Bu içerik, aşağıdaki bağımsız ve otoriter kaynaklarla desteklenmiştir:
- NHS (Birleşik Krallık), insan papilloma virüsü (HPV)
- CDC (Amerika Hastalık Kontrol Merkezleri), HPV hakkında
- ACOG (Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği), HPV enfeksiyonu ve aşılama
- WHO (Dünya Sağlık Örgütü), rahim ağzı kanseri bilgi notu
- NHS (Birleşik Krallık), servikal tarama programı
- ACOG (Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği), rahim ağzı kanseri taraması