Adet kaç gün sürer? Normal adet süresi, uzun ve kısa süren kanamanın nedenleri


Adet kaç gün sürer sorusu, kadın hastalıkları polikliniğinde en sık duyulan sorulardan biridir. Çoğu kadında kanama iki ile yedi gün arasında sürer ve iki adetin başlangıcı arasındaki süre yirmi bir ile otuz beş gün arasında değişir. Bu sayılar bir ortalamayı tanımlar, herkes için geçerli bir kural koymaz. Aynı kadında aylar arasında bir ya da iki günlük oynama olağan karşılanır ve tek başına bir hastalık göstergesi sayılmaz.
Bu yazıda normal kabul edilen aralıkları, kanamanın günlere göre nasıl seyrettiğini, süresi uzayan ve kısalan adetin olası nedenlerini, yaşa göre nelerin beklendiğini ve hangi bulguların beklemeden değerlendirilmesi gerektiğini ele alıyoruz. Amacımız bilgilendirmektir; burada okuduklarınız kendi durumunuza ilişkin bir tanı ya da tedavi kararının yerini almaz. Kendi adet düzeninizdeki bir değişikliği her zaman sizi muayene eden hekimle birlikte yorumlayın. Kanamanız saatte bir pedi ya da tamponu tamamen ıslatacak yoğunlukta ise, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, çarpıntı ya da nefes darlığı eşlik ediyorsa, gebelik olasılığı varken kanama ya da lekelenme başladıysa, ateş ve kötü kokulu akıntı varsa bu yazıyı okumayı bekletin: aşağıdaki "Ne zaman hekime başvurulmalı" bölümündeki ölçütlere bakın ve aynı gün değerlendirme için en yakın kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine ya da acil servise başvurun. Menopozdan sonra kanama görüyorsanız, miktarı ne kadar az olursa olsun, aynı gün aciliyeti olmasa da günler içinde geciktirmeden hekiminize başvurun.
Adet kaç gün sürer? Normal kabul edilen kanama süresi
Kanamanın süresi, adetin ilk lekelenme gününden kanamanın tamamen bittiği güne kadar sayılır. Çoğu kadında bu süre iki ile yedi gün arasındadır ve en sık görülen tablo dört ya da beş günlük bir kanamadır. Yedi günü aşan kanama tıpta uzamış kanama olarak ele alınır ve araştırılması önerilir. İki günden kısa süren kanama da kendi başına hastalık değildir, ancak önceki düzeninize göre belirgin bir kısalma varsa not edilmelidir.
Süreyi sayarken son günlerdeki açık kahverengi lekelenmeyi de hesaba katmak gerekir. Birçok kadın pedi tamamen bıraktığı günü adetin bittiği gün sayar; oysa gün boyu süren hafif bir lekelenme de kanamanın parçasıdır. Bu ayrım önemlidir, çünkü dört günlük yoğun kanama ile sekiz gün süren hafif ama kesintisiz bir akıntı hekim için aynı anlamı taşımaz. Takviminize yalnızca başlangıç günü yerine bitiş gününü de yazmak değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Sürenin tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını da eklemek gerekir. Kanamanın ne kadar sürdüğü kadar ne kadar yoğun olduğu, günlük yaşamınızı ne ölçüde kısıtladığı ve ağrıyla birlikte seyredip seyretmediği de değerlendirmeye girer. Beş gün süren ama saatlerce taşan bir kanama, sekiz gün süren hafif bir lekelenmeden daha acil bir tablo olabilir. Bu nedenle süre, miktar ve eşlik eden belirtiler birlikte okunur. Nitekim İngiltere ulusal rehberi yoğun adet kanamasını belirli bir mililitre ya da gün sınırıyla değil, kanamanın kadının fiziksel, sosyal ve duygusal yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğiyle tanımlar.
Döngü uzunluğu nasıl sayılır, adet kaç günde bir gelir
Döngü uzunluğu, bir adetin ilk gününden sonraki adetin ilk gününe kadar geçen gün sayısıdır; kanamanın bittiği gün ile bir sonraki adet arasındaki süre değildir. Bu, hesapta en sık yapılan karışıklıktır. Yetişkin kadınlarda yirmi bir ile otuz beş gün arasındaki döngüler düzenli kabul edilir. Yaklaşık dört haftada bir adet görmek yaygındır, ancak yirmi dört günde bir ya da otuz üç günde bir adet görmek de aynı ölçüde olağan olabilir.
Bu aralığın sınırları kaynaklar arasında tümüyle aynı değildir ve bunu olduğu gibi söylemek doğrudur. Amerikan kadın doğum birliği yetişkinler için yirmi bir ile otuz beş gün aralığını kullanır. İngiltere ulusal sağlık kaynakları da yetişkinlerde adetlerin yirmi bir ile otuz beş günde bir gelmesini olağan kabul eder ve iki adet arasındaki boşluk yirmi bir günden kısa ya da otuz beş günden uzunsa bunu düzensiz olarak tanımlar. Buna karşılık ilk adetten sonraki ilk yıllarda daha geniş bir aralık olağan karşılanır; aynı Amerikan kaynağı ergenler için yirmi bir ile kırk beş gün arasındaki döngüleri de normal sayar. Bu nedenle tek bir sayıya değil, kendi örüntünüze ve sizi muayene eden hekimin değerlendirmesine bakılır.
Döngünün ikinci yarısı, yani yumurtlamadan adete kadar olan bölüm kişiler arasında daha az değişir ve genellikle iki haftaya yakın sürer. Döngü uzunluğundaki oynamaların çoğu birinci yarıdaki uzama ya da kısalmadan kaynaklanır. Bu mekanizmayı ayrıntılı olarak luteal faz nedir yazımızda anlattık. Döngü uzunluğu her ay birkaç gün oynuyorsa bu beklenen bir durumdur; sürekli ve geniş bir dalgalanma ise değerlendirilmelidir.
"Normal" kişiye özeldir: asıl ölçüt kendi düzeninizden sapmadır
Bir hastanın adet süresinin normal olup olmadığı değerlendirilirken ilk bakılan şey rehber aralıkları değil, o kişinin kendi alışılmış düzenidir. Yıllardır iki gün kanaması olan bir kadında kanamanın altı güne çıkması, aralık içinde kalmasına karşın anlamlı bir değişikliktir ve araştırılır. Buna karşılık yıllardır yedi gün kanaması olan ve kan değerleri normal seyreden bir kadında aynı süre büyük olasılıkla o kişi için normaldir.
Bu nedenle hekime giderken en değerli bilgi, son üç ya da dört ayın kayıtlarıdır. Her adetin başlangıç ve bitiş tarihini, günlük ped ya da tampon sayısını, iri pıhtı olup olmadığını ve ağrının şiddetini yazmak muayeneyi kısaltır. Telefon uygulaması ya da basit bir not defteri yeterlidir. Değişimin yönü ve ne zaman başladığı, tek bir ölçümden daha fazla bilgi verir. Hangi tetkiklerin gerekli olduğuna bu örüntüye bakarak hekiminiz karar verir.
Kanamanın miktarı ve seyri günlere göre nasıl değişir
Normal bir adette kanama tek düze değildir, belirli bir seyir izler. Kanama çoğu kadında ilk iki günde en yoğundur; bazı kadınlarda en yoğun gün üçüncü güne kayabilir. Bunun nedeni rahim iç tabakasının en hızlı döküldüğü dönemin bu günler olmasıdır. Dördüncü günden sonra akış belirgin biçimde azalır ve son bir ya da iki günde koyu kahverengi, az miktarda bir akıntıya döner. Bu koyu renk kanın rahim içinde bir süre beklemiş olmasından kaynaklanır ve kendi başına endişe verici değildir.
İngiltere ulusal sağlık kaynakları bir adette kaybedilen kanı yaklaşık yirmi ile doksan mililitre arasında verir ve bazı kadınların bundan daha fazla kanadığını ekler; ortalama değer iki ile üç yemek kaşığı kadardır. Güncel rehberler yoğun kanamayı tek bir mililitre sınırıyla değil, kanamanın günlük yaşamınızı ne ölçüde etkilediğiyle tanımlar. Pratikte bu miktarı gözle ölçmek mümkün değildir, bu nedenle hekimler dolaylı ölçütler kullanır. Günde değiştirilen ped ya da tampon sayısı, gece koruma gerekip gerekmediği, kıyafete taşma olup olmadığı ve iri pıhtı varlığı bunların başlıcalarıdır. Küçük pıhtılar olağandır; yaklaşık iki buçuk santimetreden daha iri ve tekrarlayan pıhtılar ise hekiminize aktarılması gereken bir bulgudur.
Seyirdeki bozulmalar da süre kadar bilgi verir. Kanamanın azalıp tamamen durması, bir ya da iki gün sonra yeniden başlaması; ilk günden itibaren hiç azalmadan günlerce aynı yoğunlukta sürmesi; ya da adetin sonrasında günlerce devam eden lekelenme, yapısal bir neden aranmasını gerektirebilir. Bu örüntüleri de kayıt tutarken not etmek yararlıdır, çünkü muayenede hatırlanması en zor ayrıntılar bunlardır.
Kısa, normal ve uzun süren adetin karşılaştırması
Aşağıdaki tablo, kanama süresine göre genel bir çerçeve sunar ve sık sorulan soruların çoğunu tek bakışta toplar. Tablodaki ayrımlar katı sınırlar değildir; kendi alışılmış düzeninizden ne yönde saptığınız, hangi satıra girdiğinizden daha fazla bilgi verir. Satırları okurken kanamanın süresini, günlük ped ya da tampon sayınızı ve kendinizi nasıl hissettiğinizi birlikte değerlendirin. Tabloyu bir tanı aracı değil, hekiminizle konuşurken hangi ayrıntıları aktarmanız gerektiğini belirlemeye yardımcı bir başlangıç noktası olarak kullanın.
| Kanama süresi | Nasıl tanımlanır | Sık eşlik eden bulgular | Genel yaklaşım |
|---|---|---|---|
| İki günden kısa | Kısa süren adet (süre ölçütüyle tanımlanır; miktar ayrıca değerlendirilir) | Az miktarda kanama, bazen yalnızca lekelenme | Yeni başladıysa, gebelik olasılığı ve kullanılan doğum kontrol yöntemi birlikte değerlendirilir |
| İki ile yedi gün | Beklenen aralık | İlk iki günde daha yoğun, sonra azalan akış | Kendi düzeninizle uyumluysa izlem yeterlidir |
| Yedi günü aşan | Uzamış kanama | Yorgunluk, iri pıhtı, ağrı eşlik edebilir | Nedeni araştırılmalıdır; ultrason ve kan tetkikleri istenebilir |
| Saatte bir pedi ya da tamponu tamamen ıslatan akış | Yoğun kanama | Baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı | Bu akış hızı tek bir saatte bile görüldüğünde süreyi beklemeden aynı gün başvurulur; baş dönmesi, çarpıntı ya da nefes darlığı eşlik ediyorsa en yakın acil servise gidilir. Pedi tamamen ıslatmadan yalnızca sık ped değişimi gerekiyorsa aynı gün aciliyeti yoktur, yakın bir randevuyla değerlendirilir |
Tabloda dikkat çekmek istediğimiz nokta, en alt satırın süreyle değil akış hızıyla tanımlanmış olmasıdır. Bir kanamanın kısa sürmesi, onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Üç gün süren ama her saat pedi tamamen ıslatan bir kanama, sekiz gün süren hafif bir akıntıdan daha öncelikli bir durumdur ve günlerin dolmasını beklemeyi gerektirmez. Tersi de doğrudur: hafif seyreden ama haftalarca süren bir lekelenme, yoğun olmadığı için önemsiz sayılmamalıdır. İki eksen, yani süre ve yoğunluk, her zaman birlikte okunur.
Uzun süren adet: yedi günü aşan kanamanın olası nedenleri
Yedi günü aşan kanamanın tek bir nedeni yoktur; rahim içindeki yapısal değişikliklerden kan pıhtılaşmasını etkileyen durumlara kadar geniş bir yelpaze söz konusudur. Bu nedenle değerlendirme genellikle muayene, ultrason ve kan tetkiklerinin birlikte kullanıldığı basamaklı bir şekilde yürür. Hangi basamakların gerekli olduğuna yaşınız, kayıtlarınız ve muayene bulgularınıza göre hekiminiz karar verir.
- Rahim miyomu: Özellikle rahim boşluğuna komşu yerleşimli miyomlar kanamayı hem uzatır hem yoğunlaştırır. Ayrıntı için rahim miyomu yazımıza bakabilirsiniz.
- Endometrial polip: Rahim iç tabakasından kaynaklanan iyi huylu çıkıntılar, uzamış kanama ve adet aralarında lekelenme yapabilir.
- Adenomiyozis: Rahim iç tabakasının kas duvarı içine yerleşmesidir; uzun, yoğun ve ağrılı adetlerle seyreder. Konuyu adenomiyozis yazımızda ele aldık.
- Kanama ve pıhtılaşma bozuklukları: Von Willebrand hastalığı gibi kalıtsal durumlar ya da kan sulandırıcı ilaç kullanımı kanamayı uzatabilir. İlk adetlerden beri yoğun kanama öyküsü bu yönde bir ipucudur.
- Tiroid işlev bozukluğu: Özellikle az çalışan tiroid, kanama süresini ve miktarını artırabilir; basit bir kan tetkiki ile değerlendirilir.
- Bakır içeren rahim içi araç: Takıldıktan sonra özellikle ilk yıl boyunca kanamanın uzaması ve yoğunlaşması sık görülür ve genellikle zamanla azalır.
- Yumurtlamanın olmadığı döngüler: Polikistik over sendromu (İngiltere ulusal sağlık kaynaklarının yeni adlandırmasıyla poliendokrin metabolik over sendromu) ve perimenopoz döneminde rahim iç tabakası düzensiz dökülür; sonuç uzamış ve öngörülemeyen kanama olabilir.
- Rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması ve rahim içi kötü huylu hastalıklar: Özellikle kırk yaş üzerinde ve menopoz sonrasında uzamış kanamada rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması (endometrial hiperplazi) ve seyrek de olsa rahim iç tabakası kanseri araştırılır. Bu olasılık düşüktür, ancak erken aşamada tanınması tedavi seçeneklerini genişlettiği için kanamanın nedeni bilinmeden izleme geçilmez; gerektiğinde rahim iç tabakasından doku örneklemesi yapılır.
Uzun süren kanamanın en sık karşılaşılan sonucu demir eksikliği ve buna bağlı kansızlıktır. Halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, nefes darlığı, saç dökülmesi ve soluk görünüm bu tablonun belirtileridir ve kanamanın kendisi kadar tedavi edilmesi gerekir. Bu nedenle uzamış kanama ile başvuran hastada tam kan sayımı ve demir göstergeleri sık istenen tetkiklerdendir. Demir desteğinin gerekip gerekmediğine, sonuçlara bakarak hekiminiz karar verir.
Uzun süren adet kanaması evde durdurulabilir mi?
İnternette en çok aranan sorulardan biri uzun süren kanamanın evde nasıl durdurulacağıdır. Burada açık olmak gerekir: bitkisel karışımlar, çaylar ya da halk arasında önerilen yöntemlerin uzamış adet kanamasını güvenilir biçimde kestiğini gösteren yeterli kanıt yoktur. Bu yöntemlerin asıl sakıncası etkisiz olmaları değil, altta yatan nedenin tanınmasını geciktirmeleridir. Miyom, polip ya da kalınlaşmış bir rahim iç tabakası, kanama bir şekilde azalsa da yerinde kalır.
Tıbbi tedavi seçenekleri vardır ve bunlar hekim değerlendirmesi sonrasında reçete edilir. Kanamayı azaltan ilaç grupları, hormon içeren yöntemler ve nedene yönelik cerrahi girişimler bu seçenekler arasındadır. Hangisinin uygun olduğu nedene, yaşa, gebelik isteğine ve eşlik eden hastalıklara göre değişir. Bu yazıda bilinçli olarak ilaç adı ya da kullanım şekli verilmemektedir; bu kararlar sizi muayene eden hekime aittir.
Evde yapılabilecek yararlı şey, tedaviyi değiştirmek değil kaydı iyi tutmaktır. Kanamanın kaçıncı gününde olduğunuzu, günde kaç ped ya da tampon kullandığınızı, pıhtı olup olmadığını ve kendinizi nasıl hissettiğinizi yazmak hem doğru tanıyı hızlandırır hem de tedavinin işe yarayıp yaramadığını izlemeyi sağlar. Kanama sürerken bol sıvı almak ve demirden zengin beslenmek destekleyicidir, ancak tedavinin yerini almaz.
Kısa süren adet: iki günden kısa kanamanın olası nedenleri
Adetin kısalması, uzamasına göre daha az endişe yaratır ve çoğu zaman da haklı olarak. Yine de yıllardır beş gün kanaması olan bir kadında kanamanın bir güne inmesi açıklanmalıdır. Kısa adetin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri hormonal doğum kontrol yöntemleridir ve bu beklenen bir etkidir. Diğer nedenler, rahim iç tabakasının yeterince kalınlaşmaması ya da döküleceği yüzeyin azalması başlıkları altında toplanabilir.
- Hormonal doğum kontrol yöntemleri: Kombine haplar kanamayı genellikle kısaltır ve hafifletir. Progestin içeren yöntemler ve hormon salan rahim içi araçta ise seyir iki yönlüdür: ilk üç ile altı ayda düzensiz ve kimi zaman uzamış lekelenme sık görülür, bu dönemden sonra kanama çoğu kadında kısalır ve hafifler, bazı kadınlarda tamamen kesilir. Her iki tablo da yöntemin beklenen etkisi içindedir; ancak lekelenme bu süreden sonra da sürüyorsa hekiminize başvurun.
- İnce rahim iç tabakası: Dökülecek doku az olduğunda kanama kısa ve hafif seyreder; östrojen düzeyinin düşük seyrettiği durumlarda görülür.
- Rahim içi yapışıklık: Geçirilmiş kürtaj, rahim içi girişim ya da enfeksiyon sonrası oluşan yapışıklıklar kanamayı kısaltabilir ya da tamamen durdurabilir.
- Polikistik over sendromu: Yumurtlama seyrekleştiğinde adetler hem seyrek hem kısa olabilir; aynı tabloda tersine uzamış kanama da görülebilir.
- Perimenopoz: Yumurtalık işlevi azalırken bazı kadınlarda kanama kısalır ve hafifler, bazılarında ise uzar ve yoğunlaşır.
- Emzirme, yoğun egzersiz ve belirgin kilo kaybı: Hipotalamus düzeyinde döngüyü baskılayarak kanamayı kısaltabilir ya da geçici olarak durdurabilir.
Kısa adette akılda tutulması gereken bir ayrım, kanamanın gerçekten adet olup olmadığıdır. Beklenen tarihte gelen ama alışılmıştan çok daha kısa ve hafif bir kanama, erken gebelikte görülen bir lekelenme de olabilir. Gebelik olasılığı varsa ve kanama alışılmadık biçimde kısa geçtiyse bir gebelik testi yapmak doğru olur. Döngü düzeninin bozulduğu diğer durumları adet düzensizliği ve regl gecikmesi yazımızda ayrıntılandırdık.
Yaşa göre neyin beklendiği: ilk adetlerden sonraki yıllar
İlk adetten sonraki yıllarda döngünün düzensiz olması beklenen bir durumdur; döngünün tam olarak düzene girmesi ilk adetten sonra altı yıl ya da daha uzun sürebilir. Bu dönemde yumurtlama her döngüde gerçekleşmediği için kanamanın süresi aylar arasında değişir; bir adet üç gün, sonraki altı gün sürebilir. Ergenlerde yirmi bir ile kırk beş gün arası döngüler olağan karşılanır ve zamanla daralır. Bu nedenle ilk yıllarda süredeki oynama tek başına tetkik gerekçesi sayılmaz.
Buna karşılık ergenlerde de bazı bulgular beklemeyi gerektirmez. Her ay yedi günü aşan kanama, okula gidilmesini engelleyecek yoğunlukta akış, saatte bir ped değişimi, iri pıhtı ya da belirgin halsizlik, yaşa bakılmaksızın değerlendirilmelidir. İlk adetten itibaren yoğun seyreden kanama, kalıtsal bir pıhtılaşma bozukluğunun ilk işareti olabilir ve bu olasılık genellikle yalnızca sorulduğunda akla gelir. Ailede benzer bir öykü varsa hekiminize mutlaka söyleyin.
Yirmili ve otuzlu yaşlarda döngü çoğu kadında en düzenli seyrini gösterir. Bu dönemde kanama süresinde ortaya çıkan yeni bir değişiklik, yaşa atfedilemez ve bir nedeni olduğu varsayılarak araştırılır. Gebelik, doğum kontrol yönteminde yapılan bir değişiklik, tiroid işlev bozukluğu ve rahim içi yapısal nedenler bu yaş grubunda ilk akla gelen başlıklardır.
Kırklı yaşlar ve perimenopoz döneminde adet süresi
Kırklı yaşların başından itibaren yumurtalık işlevi kademeli olarak azalır ve döngü yeniden düzensizleşir. Perimenopoz adı verilen bu geçiş döneminde kanama süresi her iki yönde de değişebilir: bazı kadınlarda adetler kısalır ve hafifler, bazılarında ise uzar, yoğunlaşır ve pıhtılı seyreder. Döngü uzunluğu da aynı şekilde oynar; birkaç ay yirmi birer günde bir gelen adetler, sonraki aylarda iki ayda bire düşebilir.
Bu dönemde en sık karıştırılan nokta, her değişikliğin perimenopoza atfedilmesidir. Yaş ilerledikçe miyom, polip ve rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması da daha sık görülür. Bu nedenle kırk yaşından sonra uzamış ya da yoğunlaşan kanama, perimenopoz varsayılarak izlenmez; nedeni araştırılır. Değerlendirmede ultrason ilk basamaktır ve gerektiğinde rahim iç tabakasından doku örneklemesi yapılır.
Son adetten sonra bir yıl geçtiğinde menopoz tamamlanmış sayılır. Bu noktadan sonra görülen herhangi bir kanama, miktarı ne kadar az olursa olsun normal kabul edilmez ve geciktirilmeden değerlendirilmelidir. Hafif bir lekelenme bile aynı kurala tabidir. Menopoz sonrası kanamanın nedeni çoğu zaman iyi huylu bir durumdur, ancak bunun söylenebilmesi için önce incelenmesi gerekir: incelemenin amacı rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması ve rahim iç tabakası kanseri gibi nedenlerin dışlanmasıdır.
Ne zaman hekime başvurulmalı: beklemeden değerlendirilmesi gereken bulgular
Bu bölümü ayrı tutmamızın bir nedeni var: aşağıdaki ilk grup, adetinizin kaçıncı gününde olduğunuzdan ve kanamanızın alışılmış süresinden bağımsız olarak aynı gün değerlendirme gerektirir; ikinci grup ise aynı gün aciliyeti taşımasa da günler içinde hekime başvurulmasını gerektirir. Bu durumlarda bir sonraki adeti beklemek, ileri bir muayene tarihi için gün saymak ya da kanamanın kendiliğinden duracağını varsaymak doğru değildir. Kan kaybı bulguları ortaya çıktığında geçen süre önemlidir. Gerekirse en yakın acil servise ya da kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvurmaktan çekinmeyin.
Aynı gün başvurulması gerekenler:
- Saatte bir ped ya da tamponu tamamen ıslatacak kadar yoğun kanama: Bu akış hızı tek bir saatte bile görüldüğünde değerlendirme gerekir; kanamanın kendiliğinden azalıp azalmayacağını görmek için beklenmez.
- Baş dönmesi, bayılacak gibi olma, çarpıntı, nefes darlığı, soluk ve soğuk cilt: Bunlar kan kaybının bedene yansımasıdır ve kanamanın süresinden bağımsız olarak acil değerlendirme gerektirir.
- Yaklaşık iki buçuk santimetreden belirgin biçimde daha iri, tekrarlayan pıhtılar: Yukarıdaki akış hızı ya da kan kaybı bulgularıyla birlikte görüldüğünde aynı gün değerlendirilir; tek başına görülüyorsa geciktirilmeden, günler içinde hekime başvurulur.
- Gebelik olasılığı varken ortaya çıkan kanama ya da lekelenme: Dış gebelik ve düşük olasılığı nedeniyle beklenmez. Tek taraflı şiddetli karın ağrısı, omuz ağrısı, bayılma ya da makatta baskı hissi eşlik ediyorsa poliklinik randevusu beklenmeden en yakın acil servise başvurulmalıdır.
- Ateş, kötü kokulu akıntı ve karın alt bölgesinde yaygın hassasiyet: Enfeksiyon olasılığı nedeniyle aynı gün değerlendirilir.
Günler içinde, geciktirilmeden başvurulması gerekenler:
- Yedi günü aşan ve durma eğilimi göstermeyen kanama, özellikle önceki adetlerinizden belirgin biçimde uzun sürüyorsa.
- Menopozdan sonra görülen her türlü kanama ve cinsel ilişki sonrası tekrarlayan kanama.
- Ağrı kesicilere yanıt vermeyen, günlük yaşamı durduran şiddetli adet ağrısı.
Bu iki grubun dışında, aciliyeti olmayan ancak yine de hekiminizle görüşmeniz gereken durumlar da vardır: üst üste iki ya da üç döngüde kanama süresinin değişmesi, adet aralarında tekrarlayan lekelenme, kanama nedeniyle işe ya da okula gidilememesi, demir eksikliği belirtileri ve gebe kalma güçlüğü. Ağrının ön planda olduğu tablolarda da ağrının şiddeti, ağrı kesicilere verdiği yanıt ve günlük yaşamınızı ne ölçüde kısıtladığı hekiminize aktarılmalıdır.
Hekim değerlendirmesinde neler yapılır
Değerlendirme ayrıntılı bir öyküyle başlar. Adetlerinizin kaç gün sürdüğü, kaç günde bir geldiği, günlük ped kullanımınız, pıhtı olup olmadığı, ağrının şiddeti, kullandığınız ilaçlar ve doğum kontrol yöntemi, gebelik planınız ve ailede kanama bozukluğu öyküsü sorulur. Tuttuğunuz kayıt bu aşamada en çok işe yarayan belgedir. Ardından jinekolojik muayene ve genellikle ultrason yapılır.
Ultrason, rahim iç tabakasının kalınlığını ölçmek ve miyom, polip ya da adenomiyozis bulgularını görmek için ilk basamaktır. Kan tetkiklerinde tam kan sayımı, demir göstergeleri ve tiroid işlev testleri sık istenir; öykü uygun olduğunda pıhtılaşma testleri eklenir. Gebelik olasılığı her yaşta ve her tabloda dışlanır. Rahim boşluğunun daha ayrıntılı görüntülenmesi gerekirse histeroskopi, doku tanısı gerekirse endometrial örnekleme gündeme gelir.
Tedavi, bulunan nedene göre planlanır ve tek bir yaklaşım yoktur. Kanamayı azaltan ilaç tedavileri, hormon içeren yöntemler, miyom ya da polip varlığında girişimsel seçenekler ve altta yatan tiroid ya da pıhtılaşma bozukluğunun tedavisi bu seçenekler arasındadır. Burada verilen bilgiler genel bir çerçeve çizer; sizin için uygun olanı, muayene ve tetkik sonuçlarınızı birlikte değerlendiren hekiminiz belirler.
İlgili İçerikler
- Adet gecikmesi neden olur? Hamile değilken regl gecikmesi ve düzensizlik
- Adet ağrısı (dismenore) neden olur ve şiddetli adet sancısı neyi gösterir?
- Rahim Miyomu (Myom) Nedir? Gebeliğe ve Doğurganlığa Etkisi
- Adenomiyozis Nedir? Gebeliğe ve Tüp Bebeğe Etkisi
- Luteal faz nedir, kaç gün sürer ve neden önemlidir?
- Kahverengi akıntı neden olur ve hangi durumlarda araştırılmalı?
- Vajinal akıntı renkleri ve anlamları: hangi akıntı normal, hangisi değil?
Kaynaklar ve referanslar
Bu içerik, aşağıdaki bağımsız ve otoriter kaynaklarla desteklenmiştir: