Laparoskopi nedir ve jinekolojide ne zaman yapılır?


Laparoskopi, karın boşluğunun ince bir optik sistemle doğrudan görüntülendiği cerrahi bir yöntemdir. Çoğunlukla göbek çevresinden açılan küçük bir kesiden karın boşluğuna girilir, boşluk karbondioksit gazı verilerek genişletilir, ardından kamera taşıyan bir teleskop yerleştirilir ve iç organlar bir ekrana aktarılarak izlenir. Halk arasında kapalı ameliyat denilen yaklaşım budur. Jinekolojide rahim, yumurtalıklar, tüpler ve karın zarı bu yolla değerlendirilebilir; uygun olgularda aynı seansta gereken girişim de yapılabilir. Ultrason organları ses dalgalarının yansımasıyla dolaylı olarak gösterirken, laparoskopi karın içindeki organların dış yüzeylerini ve karın zarını doğrudan gösterir; organların içini göstermez.
Bu yazıda laparoskopinin ne olduğunu, açık ameliyattan nasıl ayrıldığını, jinekolojide hangi durumlarda gündeme geldiğini, tanısal ve operatif kullanım arasındaki farkı, histeroskopiyle neden karıştırılmaması gerektiğini, hazırlık aşamasını, anestezi seçeneklerini, iyileşme sürecini ve ilk günlerde beklenen bulguları ele alıyoruz. Omuz ağrısı gibi beklenmedik görünen ama açıklaması olan şikayetleri nedenleriyle birlikte anlatıyoruz. Hangi bulguların aynı gün değerlendirme gerektirdiğini ayrı bir bölümde topluyoruz. Amaç bilgilendirmektir. Sizin için laparoskopinin gerekli olup olmadığına, hangi yöntemle ve hangi anestezi altında yapılacağına sizi muayene eden hekim karar verir.
Laparoskopi nedir ve karın içinde neyi gösterir?
Laparoskopi, karın duvarından açılan küçük kesilerden karın ve pelvis boşluğuna girilerek yapılan bir girişimdir. Kullanılan optik cihaza laparoskop adı verilir; çapı çoğunlukla 5 ile 10 mm arasındadır ve ucunda ışık kaynağı ile yüksek çözünürlüklü bir kamera bulunur. Cihazlar karın duvarına yerleştirilen trokar adı verilen kılavuz tüplerden geçirilir. Görüntü bir ekrana aktarıldığı için ekip aynı anda aynı alanı izler ve dokular büyütülmüş olarak değerlendirilir.
Jinekolojik bir laparoskopide rahmin dış yüzeyi, her iki yumurtalık, tüplerin karın içinde görülebilen bölümleri, rahmi tutan bağlar, douglas boşluğu olarak adlandırılan rahim arkası bölge ve pelvisi döşeyen karın zarı sırayla değerlendirilir. Bakış sırasında apandis, barsak yüzeyleri, mesane dış duvarı ve diyafragma altı da görüş alanına girebilir. Şüpheli bir odak varsa aynı seansta doku örneği alınabilir. Ultrasonda belirsiz kalan bir bulgunun ne olduğu, çoğu zaman ancak bu doğrudan bakışla netleşir.
Karın boşluğu normalde organların birbirine değdiği kapalı bir alandır; görüş alanı oluşturmak için boşluğun şişirilmesi gerekir. Bunun için karbondioksit kullanılır ve oluşan duruma pnömoperitoneum denir. Pelvisin daha iyi görülebilmesi için hasta baş aşağı eğimli bir pozisyona alınır, böylece barsaklar karnın üst kısmına doğru kayar. Bu iki ayrıntı hem görüntünün kalitesini belirler hem de işlemden sonra hissedilen şişkinlik ve omuz ağrısının nedenini açıklar.
Kapalı ameliyat ile açık ameliyat arasındaki fark
Açık ameliyat, tıp dilinde laparotomi olarak adlandırılır ve karın duvarının tek ve daha uzun bir kesiyle açılmasını tanımlar. Laparoskopide ise aynı alana birkaç küçük kesiden ulaşılır. Yapılan iş çoğu zaman aynıdır; değişen şey karın duvarına verilen hasarın ölçüsüdür. Karın duvarı daha az açıldığı için yara ile ilgili sorunlar ve toparlanma süresi genellikle daha sınırlı kalır. Buna karşılık laparoskopi her olgu için uygun bir seçenek değildir.
| Özellik | Laparoskopi (kapalı) | Açık ameliyat (laparotomi) |
|---|---|---|
| Kesi | Genellikle 5 ile 12 mm arasında birkaç küçük kesi | Karın duvarında tek ve daha uzun bir kesi |
| Görüş | Kamera ile büyütülmüş ekran görüntüsü | Doğrudan gözle bakış |
| Boşluğun açılması | Karbondioksit gazı verilerek | Kesinin genişletilmesiyle |
| Anestezi | Çoğunlukla genel anestezi | Genel anestezi |
| Hastanede kalış | Sıklıkla aynı gün ya da bir gece | Genellikle daha uzun |
| Günlük işlere dönüş | Daha kısa sürede beklenir | Daha uzun bir toparlanma dönemi |
| Yara izi | Birkaç küçük iz | Tek ve daha belirgin bir iz |
| Sık tercih edildiği durumlar | Tanısal bakış, yumurtalık kisti, endometriozis, dış gebelik, yapışıklık | Çok büyük kitleler, yaygın yapışıklık, yoğun kanama, kötü huylu hastalık şüphesi |
| Yöntem değişikliği | Gerektiğinde açık ameliyata geçilebilir | Geçerli değil |
Laparoskopi sırasında açık ameliyata geçilmesi bir aksaklık değildir. Görüntünün yetersiz kalması, yaygın yapışıklık, beklenmeyen bir anatomik durum ya da kontrol altına alınması gereken bir kanama bu kararı gerektirebilir. Cerrah böyle bir durumda güvenli olanı seçer. Bu nedenle onam görüşmesinde her iki yöntem birlikte konuşulur ve olasılık baştan paylaşılır. Hangi yöntemin sizin için uygun olduğunu, muayene bulgularınız ve görüntüleme sonuçlarınızı birlikte değerlendiren hekiminiz belirler.
Tanısal laparoskopi ile operatif laparoskopi arasındaki fark
Laparoskopi tek bir işlem değil, aynı yöntemin iki farklı kullanımıdır. Tanısal laparoskopide amaç yalnızca bakmaktır. Karın içi değerlendirilir, bulgular kaydedilir, gerekirse küçük bir doku örneği ve tüplerin açıklığını gösteren bir boya testi yapılır ve işlem sonlandırılır. Bu kullanım, görüntüleme yöntemlerinin yanıt vermediği bir soru kaldığında gündeme gelir. Örneğin uzun süredir devam eden ve nedeni açıklanamayan pelvik ağrıda ya da ultrasonun normal olduğu ama endometriozis düşünülen olgularda.
Operatif laparoskopide ise görülen bulgu aynı seansta tedavi edilir. Ek trokarlardan makas, koterli aletler, dikiş tutucuları ve doku çıkarma torbaları geçirilerek yumurtalık kisti çıkarılabilir, endometriozis odakları temizlenebilir, yapışıklıklar açılabilir, kendi sapı üzerinde dönmüş (torsiyone olmuş) bir yumurtalık yerine döndürülebilir, dış gebelik odağı alınabilir ya da miyoma yönelik girişim yapılabilir. Çıkarılan doku patoloji incelemesine gönderilir. Birçok olguda tanı ve tedavi tek oturumda birleşir, böylece ikinci bir anestezi gerekmez.
Bu nedenle onam belgesinde genellikle her iki olasılık birlikte yazılır. Tanı amaçlı girilen bir laparoskopide beklenmeyen bir bulgu görülürse, önceden konuşulmuş olmak koşuluyla aynı seansta girişim yapılabilir. Nelerin yapılabileceği, nelerin ikinci bir plana bırakılacağı ve hangi dokuların korunmasının önemli olduğu ameliyat öncesinde ayrıntılı olarak konuşulmalıdır. Özellikle yumurtalık dokusunun korunması gündemdeyse bu konuşma önem kazanır.
Laparoskopi ile histeroskopi aynı işlem değildir
İki yöntem sık karıştırılır, oysa baktıkları yer tamamen farklıdır. Laparoskopi karın duvarından girer ve organlara dışarıdan bakar: rahmin dış yüzeyini, yumurtalıkları, tüpleri ve karın zarını gösterir. Histeroskopi ise vajina ve rahim ağzından geçerek rahmin içine bakar; endometrium yüzeyini, rahim boşluğunun şeklini, polipleri, boşluğa taşan miyomları ve rahim içi yapışıklıkları gösterir. Hiçbir kesi gerekmez ve karın boşluğuna girilmez.
Bu ayrım pratikte önemlidir, çünkü iki yöntem birbirinin yerine geçmez. Rahim boşluğunun içindeki bir polip laparoskopide görülmez; karın zarındaki bir endometriozis odağı da histeroskopide görülmez. Dolayısıyla biri normal çıktığında diğerinin gereksiz olduğu sonucuna varılamaz. Yanıt aranan soru nerededir, ona göre yöntem seçilir. Tüplerin açık olup olmadığı ise ayrı bir sorudur ve hem laparoskopideki boya testiyle hem de ilaçlı rahim filmiyle araştırılabilir.
İki işlem aynı anestezi altında birleştirilebilir. Özellikle infertilite değerlendirmesinde, rahim boşluğu ve karın içi aynı oturumda görülmek istendiğinde bu yaklaşım tercih edilir. Önce histeroskopiyle rahim içi değerlendirilir, ardından laparoskopiye geçilir. Böylece tek bir anestezi ve tek bir iyileşme dönemiyle iki soru birlikte yanıtlanır. Birleştirmenin sizin için uygun olup olmadığına, hangi soruların öncelikli olduğuna bakılarak karar verilir.
Jinekolojide laparoskopi hangi durumlarda gündeme gelir?
Laparoskopi bir tarama yöntemi değildir ve şikayeti olmayan bir kadında kontrol amacıyla yapılmaz. Ultrason, kan tetkikleri ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme ile yanıtlanabilen sorular için laparoskopi istenmez; planlı durumlarda bu basamaklar değerlendirilmeden girişim gündeme gelmez. Acil tablolar bunun dışındadır: yumurtalık torsiyonu şüphesi, karın içine kanama bulgusu veren dış gebelik ya da genel durumun bozulduğu olgularda tetkikler tamamlanmadan doğrudan cerrahi gerekebilir. Laparoskopi, cevabı başka yolla alınamayan bir soru kaldığında ya da görülen bulgunun aynı seansta tedavi edilmesi gerektiğinde gündeme gelir. Jinekoloji pratiğinde sık karşılaşılan gerekçeler aşağıda toplanmıştır. Bu başlıkların her biri, girişimin zorunlu olduğu anlamına gelmez.
- Görüntüleme yöntemleriyle açıklanamayan ve süregelen pelvik ağrı
- Endometriozis düşüncesi; özellikle ağrının günlük yaşamı kısıtladığı ve görüntülemenin normal olduğu durumlar
- Yumurtalık kistleri: büyüyen, kaybolmayan ya da yapısı şüphe doğuran kistler
- Dış gebelik tanısı ve tedavisi
- Rahim miyomlarına yönelik girişim; boyut ve yerleşim uygun olduğunda
- Tüplerin açıklığının değerlendirilmesi ve tüplere yönelik işlemler
- Karın içi ve pelvik yapışıklıkların açılması
- Yumurtalığın kendi sapı üzerinde dönmesi, yani torsiyon şüphesi
- Yumurtalık, tüp ya da rahmin alınmasını gerektiren planlı ameliyatlar
- Nedeni bulunamayan infertilitede seçilmiş olgular
Bu listedeki her başlık her kadın için laparoskopi gerektirmez. Aynı bulgu bir kadında izlenirken diğerinde girişim gerektirebilir; belirleyici olan şikayetin şiddeti, bulgunun seyri, yaş, gebelik isteği ve eşlik eden hastalıklardır. Bazı tablolar da tam tersine, laparoskopiden önce ilaçla ya da izlemle yönetilir. Kararın size özel verilmesi gerekir; bu yazı yalnızca hangi soruların laparoskopiyle yanıtlandığını anlatır.
Endometriozis ve yumurtalık kistlerinde laparoskopinin yeri
Endometriozis, rahim iç tabakasına benzeyen dokunun rahim dışında yerleşmesidir. Yumurtalıkta oluşturduğu kistler ultrasonda genellikle tanınabilir, ancak karın zarı üzerindeki yüzeyel odaklar görüntülemede fark edilmeyebilir. Laparoskopi bu odakları doğrudan gösterir ve alınan doku örneğiyle tanı doğrulanabilir. Aynı seansta odaklar temizlenebilir, yapışıklıklar açılabilir ve anatominin bozulduğu durumlarda düzeltme yapılabilir. Girişimin ağrı üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişir.
Bu konuda rehberlerin vurgusu farklıdır ve bunu açıkça söylemek doğru olur. Birleşik Krallık'taki ulusal rehber, görüntülemenin normal olmasının endometriozisi dışlamadığını belirtir ve uygun olgularda tanısal laparoskopiyi önerir. Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği'nin (ESHRE) endometriozis rehberi ise laparoskopinin artık zorunlu bir tanı basamağı olmadığını, tanının öykü, muayene ve görüntüleme ile konulabileceğini belirtir; aynı rehber görüntülemenin normal olmasının endometriozisi dışlamadığını, özellikle karın zarındaki yüzeyel odakların ultrason ve manyetik rezonans görüntülemede görülemeyebileceğini de vurgular. Tanısal laparoskopi, görüntülemenin normal olduğu ve şikayetlerin ilaç tedavisine yanıt vermediği olgularda gündeme gelir. Hangi yaklaşımın size uyduğunu şikayetlerinizi bilen hekiminiz değerlendirir.
Yumurtalık kistlerinde ise çoğu kist kendiliğinden kaybolur ve girişim gerektirmez. Laparoskopi, kistin büyümesi, kaybolmaması, ağrıya yol açması ya da yapısının şüphe doğurması durumunda gündeme gelir. Burada önemli bir ayrıntı yumurtalık dokusunun korunmasıdır. Kistin kapsülüyle birlikte çıkarılması, yalnızca içinin boşaltılmasına göre tekrarlama açısından daha az sorun çıkarır; buna karşılık sağlam yumurtalık dokusunun bir kısmı da uzaklaşabilir. Gebelik isteği olan kadınlarda bu denge ameliyat öncesinde konuşulmalıdır.
Dış gebelik ve acil gelişen tablolarda laparoskopi
Dış gebelik, gebeliğin rahim boşluğu dışında, çoğunlukla tüp içinde yerleşmesidir ve laparoskopinin açık kullanım alanlarından biridir. Her dış gebelik ameliyat gerektirmez; erken tanınan ve belirli ölçütleri karşılayan olgularda izlem ya da ilaçla tedavi seçilebilir. Ancak ağrının artması, karın içine kanama bulguları ya da dolaşımın bozulması söz konusu olduğunda laparoskopi hem tanıyı koyar hem de tedaviyi sağlar. Bu durumda zaman kaybedilmemesi gerekir. Gebe olduğunuz biliniyorsa ya da gebelik olasılığı varsa; ani başlayan şiddetli karın ya da kasık ağrısı, omuza vuran ağrı, vajinal kanama, baş dönmesi ya da bayılma hissi varsa randevu beklemeyin: 112'yi arayın ya da en yakın acil servise gidin. Dış gebeliğin yırtılması karın içine hayatı tehdit eden bir kanamaya yol açabilir.
İkinci acil tablo yumurtalığın kendi sapı üzerinde dönmesi, yani torsiyondur. Ani başlayan, şiddetli, çoğunlukla tek taraflı karın ağrısı ve buna eşlik eden bulantı ve kusma kuşku doğurur. Dönen yumurtalığın kan akımı bozulduğu için geçen süre doku açısından belirleyicidir. Laparoskopiyle yumurtalık yerine döndürülebilir ve çoğu olguda dokunun korunması hedeflenir. Bu nedenle torsiyon şüphesi, ertesi güne bırakılacak bir durum değildir: böyle bir ağrınız varsa aynı saat içinde en yakın acil servise başvurun. Ağrı kesici alıp beklemek yumurtalığın kaybına yol açabilir.
Pelvik iltihabi hastalığın ilerlemiş biçimleri, tüp çevresinde biriken iltihabi sıvı ve apse oluşumu da laparoskopinin gündeme geldiği tablolardandır. Bu durumlarda tedavi hekim tarafından reçete edilen antibiyotiklerle başlar; girişim, ilaca yanıt alınmadığında ya da apse boşaltılması gerektiğinde düşünülür. Pelvik ağrıya 38 derece ve üzerinde ateş, titreme, kötü kokulu akıntı ya da kusma ekleniyorsa aynı gün hekime başvurun; antibiyotiğe başlandıktan sonra da ateş düşmüyor ya da ağrı artıyorsa yeniden değerlendirilmeniz gerekir. Hangi hastanın yalnızca ilaçla, hangisinin girişimle yönetileceği klinik tabloya göre değişir ve bu karar hekime aittir.
Ameliyat olmadan önce: aşağıdaki bulgularda beklemeyin.
- Gebelik olasılığı varken ani başlayan şiddetli karın veya kasık ağrısı, omuza vuran ağrı, baş dönmesi ya da bayılma hissi: 112'yi arayın
- Ani başlayan, şiddetli, çoğunlukla tek taraflı karın ağrısıyla birlikte bulantı ve kusma (torsiyon şüphesi): aynı saat içinde en yakın acil servise gidin, ağrı kesici alıp beklemeyin
- Pedi kısa sürede dolduran vajinal kanama, halsizlik ya da baygınlık hissi: 112'yi arayın
- Pelvik ağrıya 38 derece ve üzerinde ateş, titreme, kötü kokulu akıntı ya da kusma eklenmesi: aynı gün hekime başvurun
- Antibiyotiğe başlandıktan sonra ateşin düşmemesi ya da ağrının artması: aynı gün yeniden değerlendirilmeniz gerekir
Tüplerin değerlendirilmesi, yapışıklıklar ve tüp bebek öncesi laparoskopi
Tüplerin açık olup olmadığı iki yolla araştırılır. Birincisi ilaçlı rahim filmidir; kontrast madde rahim içine verilir ve röntgen altında tüplerden geçişi izlenir. İkincisi laparoskopi sırasında yapılan boya testidir. Rahim ağzından renkli bir sıvı verilir ve sıvının tüplerin uçlarından karın boşluğuna döküldüğü ekrandan doğrudan görülür. Bu test aynı zamanda tüplerin dışını, çevresindeki yapışıklıkları ve uç kısımlarının yapısını gösterdiği için ek bilgi verir.
Karın içi yapışıklıklar, geçirilmiş ameliyatlar, enfeksiyonlar ya da endometriozis sonrasında gelişen bantlardır. Organların normal konumunu bozabilir, yumurtalık ile tüp arasındaki ilişkiyi ayırabilir ve ağrıya yol açabilir. Laparoskopiyle açılmaları mümkündür, ancak yapışıklıkların bir bölümü girişimden sonra yeniden oluşabilir. Bu gerçek, kimin ameliyat edileceği kararında ağırlık taşır; yaygın ve tekrarlayan yapışıklıklarda cerrahi yerine doğrudan tüp bebek tedavisine yönelmek daha uygun olabilir.
Tüp bebek tedavisi öncesinde laparoskopi her hastada istenmez; rutin bir basamak değildir. Belirli durumlarda gündeme gelir. Hidrosalpenks, yani tüpün sıvıyla dolu ve genişlemiş olması bunların başında yer alır, çünkü biriken sıvının rahim boşluğuna geri kaçarak embriyonun tutunmasını olumsuz etkilediği düşünülmektedir; bu mekanizma tam olarak aydınlatılmamıştır ve rehberler hidrosalpenks varlığında transfer öncesinde tüpe yönelik girişimin değerlendirilmesini önerir. Bu nedenle birçok merkezde tüp bebek takvimi planlanırken bu başlık ayrıca ele alınır; kararın sizin için geçerli olup olmadığına tedavinizi yürüten hekiminiz karar verir.
Diğer gerekçeler arasında anatomiyi bozan büyük endometriozis kistleri, yumurtalığa ulaşımı engelleyecek biçimde yerleşmiş kitleler, rahim boşluğuna baskı yapan miyomlar ve tekrarlayan tutunma sorunlarının araştırılması yer alır. Burada dikkatli olmak gerekir: her kistin çıkarılması tedavi şansını iyileştirmez ve yumurtalık dokusunun bir bölümünün kaybedilmesi istenmeyen bir sonuçtur. Laparoskopinin tedavi takviminizde yeri olup olmadığına, yumurtalık rezervinizi ve önceki denemelerinizi bilen hekiminizle birlikte karar vermeniz gerekir.
Laparoskopi öncesi hazırlık ve anestezi
Hazırlık, girişimin kapsamına ve genel sağlık durumunuza göre belirlenir. Ameliyat öncesinde kan tetkikleri istenir, gerekirse akciğer filmi ve kalp değerlendirmesi yapılır, kullandığınız ilaçlar gözden geçirilir. Kan sulandırıcı ilaçlar, bazı bitkisel ürünler ve kan şekeri düzenleyicileri için ayrı bir plan gerekir; bu ilaçları kendi başınıza bırakmayın, hekiminize sorun. Gebelik olasılığı varsa işlem öncesinde değerlendirilir. İşlemin döngünün hangi gününe planlandığı amaca göre değişir.
- Anestezi öncesinde belirtilen süre boyunca aç kalmanız istenir; su içimi için ayrı bir talimat verilebilir
- Düzenli kullandığınız ilaçların hangilerine devam edeceğiniz yazılı olarak netleştirilir
- Sigara kullanımının ameliyattan önce bırakılması solunum açısından önerilir
- Takı, kontakt lens, protez ve oje gibi ayrıntılar için hastanenin talimatı izlenir
- İşlem günü yanınızda sizi evine götürecek bir refakatçinin bulunması gerekir
- Bazı girişimlerde barsak hazırlığı ya da antibiyotik verilmesi planlanabilir
- Onam belgesinde tanısal ve operatif olasılıkların ikisi de konuşulur
Jinekolojik laparoskopi çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Karnın gazla şişirilmesi ve solunumun kontrol altında tutulması gerektiği için bu tercih edilir. Seçilmiş, çok kısa ve yalnızca tanı amaçlı girişimlerde başka yöntemler gündeme gelebilir, ancak bu istisnai bir durumdur. Anestezi uzmanı işlemden önce sizi ayrı olarak değerlendirir, geçmiş anestezi deneyimlerinizi, alerjilerinizi ve eşlik eden hastalıklarınızı sorar. İşlem sırasında bilinciniz kapalı tutulur; ağrı yönetimi işlem sırasında ve sonrasında anestezi ekibi tarafından planlanır. Uyandıktan sonra boğaz kuruluğu, bulantı ve geçici bir sersemlik hissi beklenebilir; bunlar birkaç saat içinde geriler.
Olası komplikasyonlar. Laparoskopi sık yapılan bir girişimdir ve komplikasyonlar seyrektir; yine de onam görüşmesi öncesinde bilinmesi gerekenler vardır. Bunlar arasında açık ameliyata geçme ihtiyacı, mesane, barsak ya da idrarı böbrekten mesaneye taşıyan kanal (üreter) gibi bir organın yaralanması, damar yaralanması ve kanama, yara yeri enfeksiyonu, trokar giriş yerinde fıtık gelişmesi, bacak toplardamarında pıhtı ve buna bağlı akciğer embolisi, genel anesteziye bağlı ciddi alerjik tepki yer alır. Bu risklerin sizin için ne ölçüde geçerli olduğu yaşınıza, eşlik eden hastalıklarınıza, önceki ameliyatlarınıza ve planlanan girişimin kapsamına göre değişir; hekiminiz bunu onam görüşmesinde ayrıca anlatır.
İşlem sırasında ne olur?
Anestezi başladıktan sonra karın bölgesi temizlenir ve örtülür. Çoğunlukla göbek çevresinden küçük bir kesi açılarak karın boşluğuna girilir ve karbondioksit verilerek boşluk genişletilir. Buradan kamera yerleştirilir ve karın içi sistematik olarak değerlendirilir. Girişim yapılacaksa alt karın bölgesine, çoğunlukla 5 mm çapında bir ya da iki ek trokar yerleştirilir ve aletler bu kanallardan geçirilir. Pelvisin görülebilmesi için masa baş aşağı eğimlendirilir.
İşlemin süresi yapılan işe bağlıdır. Yalnızca bakmaya yönelik bir tanısal laparoskopi genellikle 30 ile 60 dakika arasında sürerken, kist çıkarılması, yaygın endometriozis temizliği ya da yapışıklıkların açılması birkaç saati bulabilir. Mesaneyi boşaltmak için geçici bir sonda takılabilir ve işlem sonunda alınır. Çıkarılan dokular küçük torbalar içinde karın dışına alınır. Girişim bittiğinde karın içindeki gazın olabildiğince boşaltılması, sonrasındaki şikayetleri azaltmak açısından önemsenir.
Kesiler, çoğunlukla kendiliğinden eriyen dikişlerle ya da küçük bantlarla kapatılır. Üzerine ince bir örtü konur. Uyanma odasında bir süre izlenirsiniz; tansiyon, nabız ve ağrı düzeyi takip edilir. Tanısal bir girişimden sonra aynı gün taburcu olmak sık görülen bir uygulamadır. Daha kapsamlı girişimlerde bir gece hastanede kalmanız istenebilir. Taburculuk kararını, işlem sırasında neler yapıldığını bilen ekip verir.
İyileşme süreci ve ilk günlerde beklenen bulgular
Laparoskopi bir ameliyattır ve sonrasında ağrı beklenir. Bunu açıkça söylemek gerekir, çünkü kapalı yöntem denildiğinde hiç rahatsızlık olmayacağı sanılabilir. İlk saatlerde kesi yerlerinde yanma, karında dolgunluk ve kramp tarzında ağrı hissedilir. Ağrı çoğunlukla ağrı kesicilerle yönetilebilir düzeydedir ve ilk iki üç gün içinde belirgin biçimde azalır. Hangi ağrı kesiciyi kullanacağınız hekiminiz tarafından belirlenir; kendi başınıza ilaç eklemeyin.
İlk günlerde çoğu kadını şaşırtan şikayet omuz ve omuz başı ağrısıdır. Nedeni omuzda bir sorun olması değildir. Karın boşluğunda kalan karbondioksit diyafragmayı tahriş eder; diyafragmayı uyaran sinir ile omuz bölgesinin duyusunu taşıyan sinir aynı omurilik düzeyinden çıktığı için ağrı omuza yansıyarak algılanır. Buna yansıyan ağrı denir. Genellikle bir ile üç gün içinde geriler. Yürümek, sıcak uygulama ve pozisyon değiştirmek çoğu kadında rahatlama sağlar. Buna karşılık omuz ağrısı azalmak yerine şiddetleniyor, üçüncü günden sonra geçmiyor ya da yanında baş dönmesi, baygınlık hissi, solukluk, çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı varsa bu beklenen tablo değildir: ağrı kesici alıp beklemeyin, 112'yi arayın.
Karın şişliği, gaz sancısı ve geçici kabızlık da sık görülür ve genellikle birkaç gün içinde düzelir. Erken dönemde yürümek hem gazın atılmasını kolaylaştırır hem de bacak damarlarında pıhtı oluşma olasılığını azaltır; bu nedenle ilk günden itibaren kısa yürüyüşler önerilir. Lif içeren beslenme ve bol sıvı barsak hareketlerini destekler. Hafif vajinal lekelenme birkaç gün sürebilir. Bu dönemde tampon yerine ped kullanılması önerilir.
İşe dönüş süresi yapılan girişime göre değişir. Tanısal bir laparoskopiden sonra birçok kadın birkaç gün ile bir hafta içinde masa başı işine dönebilir; bu süre bazı kadınlarda üç haftaya kadar uzayabilir. Cerrahi girişim yapıldığında tam toparlanma altı ile sekiz haftayı bulabilir, masa başı bir işe dönüş ise genellikle daha erken olur. Ağır kaldırma, karın kaslarını zorlayan spor ve uzun yolculuklar için hekiminizin verdiği süreye uyun. Genel olarak kesilerin ilk 24 saat kuru tutulması, sonrasında duş alınması uygundur; ilk iki hafta ya da yara kapanana kadar küvette banyo önerilmez. Araç kullanmak ve uçak yolculuğu için en az 48 saat beklenir ve ani fren yapabilecek durumda olmanız gerekir. Cinsel ilişki için verilecek süre yapılan işe göre değişir. Bu başlıkların hepsi için taburculukta yazılı talimat isteyin, çünkü sizin girişiminize göre süreler farklılaşabilir.
Hangi bulgular aynı gün hekime başvurmayı gerektirir?
İyileşme döneminde beklenen şikayetlerle, beklenmeyen ve acele değerlendirme isteyen bulguları birbirinden ayırmak gerekir. Kesi yerlerinde yanma, karında dolgunluk, azalma eğilimi gösteren omuza yansıyan ağrı ve hafif lekelenme bu dönemin olağan parçasıdır. Aşağıdaki bulgulardan biri varsa durum farklıdır: ertesi günü, planlanmış poliklinik randevusunu ya da şikayetin kendiliğinden geçmesini beklemeyin. Gece ya da hafta sonu olması bir neden değildir. Doğrudan ameliyatınızın yapıldığı merkeze, ulaşamıyorsanız en yakın acil servise başvurun. Şu bulgulardan biri varsa merkezinizi aramak için beklemeyin, doğrudan 112'yi arayın: nefes darlığı, göğüs ağrısı, hızlı çarpıntı, kan tükürme, bayılma ya da pedi dakikalar içinde dolduran kanama. Bu durumlarda kendiniz araç kullanmayın ve yalnız yola çıkmayın.
Hemen 112'yi arayın:
- Nefes darlığı, göğüs ağrısı ya da hızlı çarpıntı
- Azalmak yerine şiddetlenen, üçüncü günden sonra geçmeyen ya da baş dönmesi, solukluk ve çarpıntıyla birlikte olan omuz ağrısı
- Kan tükürme
- Baş dönmesi, bayılma hissi ya da baygınlık
- Pedin kısa sürede dolduğu, hızla artan vajinal kanama
Aynı gün değerlendirilmeniz gereken bulgular. Aşağıdakilerden biri varsa ameliyatınızın yapıldığı merkeze, ulaşamıyorsanız en yakın acil servise başvurun:
- Giderek artan, ağrı kesicilerle geçmeyen ya da karnın tümüne yayılan şiddetli karın ağrısı
- Ateş, titreme ve terleme
- Karnın sertleşmesi, elle dokunmaya dayanılamaması ya da belirgin ve artan şişkinlik
- İnatçı bulantı ve kusma, hiçbir şey yiyip içememe
- Kesi yerlerinden akıntı, kanama, kötü koku, kızarıklığın yayılması ya da kenarların açılması
- İdrar yaparken yanma, idrar yapamama ya da idrarda kan görülmesi
- Bir bacakta ağrı, şişlik, ısı artışı ya da kızarıklık
Bu bulgulardan bazıları karın içinde kanama, organ yaralanması, enfeksiyon ya da damarda pıhtı gibi erken fark edilmesi gereken durumların işareti olabilir. Hiçbiri sık değildir; ancak gecikme sonucu belirleyen bir etkendir. Emin olamadığınız bir şikayet varsa beklemeyin; en kısa sürede ameliyatınızı yapan ekibi arayın. Yanlış alarm olmasından çekinmeyin, geç kalmak daha kötüdür. Sizi ameliyat eden ekip bu değerlendirmeyi yapabilecek bilgiye sahiptir; ekibe ulaşamıyorsanız beklemeyin ve en yakın acil servise başvurun.
İlgili İçerikler
- Histeroskopi nedir, nasıl yapılır ve hangi durumlarda istenir?
- Endometriozis ve Çikolata Kisti Nedir?
- Yumurtalık (Over) Kisti Nedir? Belirtileri ve Doğurganlığa Etkisi
- Hidrosalpenks Nedir? Tüp Bebeğe Etkisi
- Dış Gebelik Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Sonrasında Gebelik
Kaynaklar ve referanslar
Bu içerik, aşağıdaki bağımsız ve otoriter kaynaklarla desteklenmiştir: