Gebelikte kanama: nedenleri, dönemleri ve acil bulgular


Gebelikte kanama, halk arasında hamilelikte kanama olarak da bilinen, gebeliğin her döneminde karşılaşılabilen bir bulgudur ve her zaman kötü haber anlamına gelmez. İlk haftalarda görülen hafif bir lekelenme, rahim ağzındaki damarların gebelikle birlikte hassaslaşmasına bağlı olabilir ve gebelik sorunsuz sürebilir. Buna karşılık aynı şikayet, dış gebeliğin ya da plasenta kaynaklı bir sorunun ilk işareti de olabilir. Bu iki ucun arasındaki ayrımı kanamanın rengine, miktarına ya da bir tanıdığınızın anlattıklarına bakarak yapmak mümkün değildir. Bu nedenle gebelikte ortaya çıkan kanama, kendi kendinize yorumlamanız gereken değil, hekime başvurmanız gereken bir bulgudur.
Bu yazıda gebelikte kanamayı üç döneme ayırarak ele alıyoruz: ilk 12 hafta, orta dönem ve son dönem. Her dönemin kendine özgü nedenleri ve kendine özgü aciliyet sıralaması vardır. Yazının en başında, beklemeden değerlendirilmesi gereken bulguları ayrı bir bölümde topluyoruz; çünkü bu bulgular hangi haftada olduğunuzdan bağımsız olarak geçerlidir. Sonrasında yerleşme kanamasından plasenta dekolmanına kadar nedenleri sırayla açıklıyoruz. Amaç bilgilendirmektir. Sizdeki kanamanın ne anlama geldiğine karar verecek olan, sizi muayene eden ve gebeliğinizi takip eden hekiminizdir.
Beklemeden, hemen değerlendirilmesi gereken bulgular
Aşağıdaki bulgulardan biri varsa bu yazıyı okumayı bırakıp en yakın hastanenin acil servisine ya da gebelik takibinizi yapan merkeze başvurun. Bayılma hissi, göz kararması, soğuk terleme ya da pedi hızla dolduran bir kanama varsa kendiniz araç kullanmayın; 112'yi arayın. Bu bulgular gebeliğin kaçıncı haftasında olduğunuza bakılmaksızın geçerlidir. Evde uzanarak beklemek, ertesi gün için kontrol planlamak ya da kanamanın kendiliğinden azalmasını ummak tanıyı geciktirir. Telefonla danışmak da yeterli değildir; değerlendirme muayene ile yapılır, hekiminizin uygun göreceği ultrason ve kan tetkikleri buna eklenir. Kanamanızın miktarını ve başlangıç saatini not etmeniz, başvuru sırasında değerlendirmeyi hızlandırır.
- Bir hijyenik pedi bir saat içinde ya da daha kısa sürede dolduran, pıhtılı ya da giderek artan kanama
- Bayılma hissi, göz kararması, çarpıntı, soğuk terleme ya da ayağa kalkınca dengeyi kaybetme
- Şiddetli karın ağrısı, tek taraflı keskin ağrı, omuz ucuna vuran ağrı veya sertleşip gevşemeyen bir karın
- Kanamaya ateş, titreme ya da kokusu değişmiş akıntının eklenmesi
- Kanama ile aynı gün su gelmesi, ani bir ıslaklık ya da süren sızıntı hissi
- Gebeliğin ikinci yarısında, yaklaşık 20. haftadan sonra ortaya çıkan, miktarı ne kadar az olursa olsun her kanama; bu dönemde kanamanın az olması tablonun hafif olduğu anlamına gelmez
- Son dönemde bebek hareketlerinin belirgin biçimde azalması ile birlikte kanama
Bu listedeki hiçbir bulgu için sabahı beklemek doğru değildir. Gebeliğin ilk üç ayında kanama sık görülür ve önemli bir bölümü ciddi bir soruna bağlı değildir; ancak ciddi olan kısmı yalnızca hızlı davranmakla ayrışır. Kanamanın kendiliğinden durması da başvuru gereğini ortadan kaldırmaz: durmuş bir kanamanın da nedeni araştırılır ve gebelik dosyanıza kaydedilir. Bu yazıdaki hiçbir bilgi, başvurmayı ertelemek için dayanak değildir. Emin olamadığınız her durumda doğru karar, hekiminize ya da acil servise başvurmaktır.
Gebelikte kanamanın üç dönemi ve aciliyet düzeyi
Gebelikte kanamayı değerlendirirken hekimin ilk sorduğu soru kaçıncı haftada olduğunuzdur. Çünkü aynı miktarda kanama, sekizinci haftada ve otuz ikinci haftada tamamen farklı nedenlere işaret eder. Aşağıdaki tablo, üç dönemin sık karşılaşılan nedenlerini ve o dönemde beklemeden acil başvuru gerektiren bulguları bir arada gösterir. Tablo bir tanı aracı değil, nedenlerin haritasıdır; hangi başlığın sizin için geçerli olduğunu muayene ve ultrason belirler.
| Dönem | Sık karşılaşılan nedenler | Beklemeden acil başvuru gerektiren bulgular |
|---|---|---|
| İlk dönem (1 ile 12. hafta) | Yerleşme kanaması, rahim ağzı hassasiyeti ve ektropiyon, ilişki sonrası lekelenme, düşük tehdidi, düşük, dış gebelik, mol gebelik | Tek taraflı şiddetli ağrı, omuz ucuna vuran ağrı, bayılma hissi, pedi dolduran kanama |
| Orta dönem (13 ile 27. hafta) | Rahim ağzı ve vajina enfeksiyonları, rahim ağzı polipi ve ektropiyon, rahim ağzı yetmezliği, plasenta yerleşim sorunları, zarların erken açılması | Yaklaşık 20. haftadan sonra her kanama; basınç hissi ile birlikte kanama, su gelmesi, ateş, kasık ve bel ağrısının ritmik hale gelmesi |
| Son dönem (28. haftadan doğuma) | Plasenta previa, plasenta dekolmanı, nişane, doğum eyleminin başlangıcı, rahim ağzı kaynaklı kanama | Miktarı az olsa bile her kanama; ayrıca sertleşip gevşemeyen karın, şiddetli ve sürekli ağrı, bebek hareketlerinde azalma, parlak kırmızı bol kanama |
Tablonun üçüncü kolonundaki, beklemeden acil başvuru gerektiren bulgular aynı gün içinde randevu planlamayı değil, hemen en yakın acil servise ya da doğum ünitesine başvurmayı gerektirir.
Tabloda görüldüğü gibi her dönemde hem kendiliğinden geçebilen hem de zamana duyarlı nedenler bir arada bulunur. Bu nedenle dönem bilgisi tek başına güven vermez. İlk 12 haftada en çok dikkat edilen tablo dış gebeliktir; son dönemde ise plasenta dekolmanı ve plasenta previa öne çıkar. Orta dönemde ise rahim ağzı yetmezliği ve enfeksiyon, kanamanın yanında erken doğum riski açısından da değerlendirilir.
Gebelikte lekelenme ile kanama arasındaki fark
Gebelikte lekelenme, iç çamaşırında ya da pedde birkaç damla halinde görülen, ped değiştirmeyi gerektirmeyen açık pembe veya kahverengi bir iz anlamına gelir. Kanama ise ped kullanmayı gerektiren bir akışı tanımlar; adetten hafif de olabilir, adet kanamasına benzeyebilir ya da onu aşabilir. Pedi bir saat içinde ya da daha kısa sürede dolduran kanama yoğun kanama sayılır. Bu ayrım önemlidir, çünkü hekiminize durumu anlatırken kullandığınız kelime değerlendirmenin aciliyetini etkiler. Miktarı tahmin etmek yerine kaç ped kullandığınızı ve bunun kaç saat içinde olduğunu söylemeniz daha yararlıdır.
Rengin tek başına tanı değeri sınırlıdır. Kahverengi iz genellikle bir süre önce olmuş ve yavaş boşalan eski kanı gösterir; parlak kırmızı akış ise devam eden bir kanamaya işaret eder. Yine de kahverengi lekelenme her zaman geçmiş ve zararsız bir olay anlamına gelmez, parlak kırmızı kanama da her zaman ciddi bir sorun demek değildir. Ağrı, ateş, su gelmesi ve baş dönmesi gibi eşlik eden bulgular rengin kendisinden daha belirleyicidir.
Hekiminize başvurduğunuzda kanamanın ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, pıhtı ya da doku parçası içerip içermediği, ağrının olup olmadığı ve son ilişkiden sonra mı ortaya çıktığı sorulur. Son adet tarihinizi, varsa önceki gebelik ve düşük öykünüzü ve kan grubunuzu bilmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır. Bu bilgileri telefonunuzda kısa bir not halinde tutmanız, acil başvuru gerektiren bir durumda zaman kazandırır.
İlk 12 hafta: yerleşme kanaması, rahim ağzı kaynaklı kanama ve ilişki sonrası lekelenme
İlk haftalarda görülen hafif lekelenmelerin bir bölümü, embriyonun rahim iç tabakasına tutunması sırasında ortaya çıkan yerleşme kanamasıdır. Beklenen adet tarihine yakın günlerde, genellikle birkaç damla halinde ve kısa süreli olur; kramp eşlik etse de şiddetli ağrı yapmaz. Adet kanamasıyla karıştırılması sıktır. Bu ayrımın nasıl yapıldığını yerleşme kanaması yazımızda ayrıntılı olarak anlattık. Yine de bu yorumu kendinize yapmayın; gebeliğin rahim içinde olduğu ultrasonla gösterilene kadar başka nedenler dışlanmış sayılmaz. Beklenen adet tarihine yakın günlerde gebelik kesesi henüz görülemeyebilir; bu durumda hekiminiz beta hCG ölçümünü tekrarlayarak ve ultrasonu birkaç gün sonra yineleyerek değerlendirir.
İkinci sık neden rahim ağzının kendisidir. Gebelikte rahim ağzına gelen kan akımı artar ve yüzeydeki damarlar incelir. Rahim ağzı kanalının iç yüzeyini kaplayan yumuşak dokunun dışa doğru genişlemesine ektropiyon denir. Ektropiyon bir hastalık değildir, hormonal etkiyle ortaya çıkan bir görünümdür; ancak temas ettiğinde kolayca kanar. Bu tür kanama genellikle azdır, ağrı eşlik etmez ve kısa sürede kendiliğinden durur. Tanısı yalnızca muayene ile konur, ultrasonla görülmez.
Buna bağlı olarak ilişki sonrası lekelenme gebelikte sık karşılaşılan bir durumdur. Rahim ağzındaki hassas doku temasla kanadığı için, ilişkiden sonraki saatlerde pembe ya da kahverengi bir iz görülebilir. Bu lekelenme gebeliğe zarar vermez ve çoğu kez tek seferlik kalır. Yine de ilk kez olduğunda hekiminize bildirilmelidir: aynı tabloyu rahim ağzı polipi, enfeksiyon ve nadiren rahim ağzındaki hücresel değişiklikler de yapabilir. Bu nedenle rahim ağzının muayene ile görülmesi önerilir; rahim ağzı taramasının gebelik sırasında mı yoksa doğumdan sonra mı yapılacağına, tarama geçmişinize ve muayene bulgularına bakarak hekiminiz karar verir.
İlk 12 hafta: düşük tehdidi ve düşük
Düşük tehdidi, rahim içinde canlı bir gebelik görülürken kanamanın da bulunduğu tablodur. Kanama az ya da orta miktarda olabilir, kasık ve bel bölgesinde kramp eşlik edebilir, rahim ağzı ise kapalıdır. Düşük tehdidi tanısı gebeliğin kaybedileceği anlamına gelmez; ultrasonda kalp atımı görülmüş olan gebeliklerin çoğu sağlıklı biçimde sürer. Kalp atımı henüz görülmemişse bu değerlendirmeyi yapmak için erkendir ve tablo kontrol muayeneleriyle netleşir. Her iki durumda da izlem gerektirir: ultrason bulguları, kanamanın seyri ve beta hCG değerlerinin değişimi birlikte değerlendirilir.
Kanamanın artması, pıhtı ya da doku parçası çıkması, kramp tarzı ağrının ritmik hale gelmesi ve rahim ağzının açılması düşüğün başladığını düşündürür. Ultrason bulguları tanıyı destekler; ancak tek bir ultrasonda kalp atımının görülmemesi kaybın kesinleştiği anlamına gelmez, embriyo beklenenden küçükse değerlendirme çok erken yapılmış olabilir. Böyle durumlarda ultrason bir süre sonra tekrarlanır ve gerektiğinde beta hCG ölçümü yinelenir. Tekrar değerlendirmenin ne kadar sonra yapılacağı ve tanının hangi ölçütlere göre konacağı konusunda rehberler arasında farklar vardır: NICE en az yedi gün sonra yapılan ikinci bir değerlendirmeyi esas alır, ACOG ise kese ve embriyo ölçülerini tekrar aralığı ile birlikte tanımlar. Tanıyı, bu bulguların bütününe ve sizdeki ölçümlere bakarak hekiminiz koyar. Düşüğün tamamlanıp tamamlanmadığı da ultrason ile değerlendirilir, çünkü rahim içinde kalan doku kanamanın sürmesine ve enfeksiyona yol açabilir. Bu değerlendirme olmadan kanamanın kendiliğinden durmasına güvenilmez.
Düşük sonrası izlenecek yol hastaya göre belirlenir. Bazı durumlarda sürecin kendiliğinden tamamlanması beklenir, bazı durumlarda ilaçla ya da küçük bir girişimle rahim içinin boşaltılması tercih edilir. Bu kararı veren, kanamanızın miktarını, gebelik haftanızı, kan değerlerinizi ve genel durumunuzu gören hekiminizdir. Sonraki gebelik planı ve bekleme süresi konusundaki yaklaşımları düşük sonrası ne zaman denenmeli yazımızda ele aldık.
İlk 12 hafta: dış gebelik
Dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahim boşluğu dışında, en sık tüp içinde yerleşmesidir. İlk 12 haftada kanamanın en çok dikkat edilmesi gereken nedenidir, çünkü tüpün yırtılması karın içine kanamaya yol açar ve bu tablo dakikalar ya da saatler içinde ağırlaşabilir. Kanaması olan ve gebelik testi pozitif olan her kadında, ultrasonda gebelik rahim içinde gösterilene kadar dış gebelik olasılığı tamamen dışlanmaz. Bu nedenle değerlendirme ertelenmez.
- Tek tarafta yerleşen, giderek şiddetlenen keskin karın ya da kasık ağrısı
- Omuz ucuna vuran ağrı; karın içine olan kanamanın diyaframı uyarmasıyla ortaya çıkar
- Bayılma hissi, göz kararması, soğuk terleme, çarpıntı ve tansiyon düşmesi
- Makat bölgesinde basınç hissi, dışkılama isteği ya da oturmakla artan ağrı
Bu bulgulardan biri varsa doğrudan acil servise başvurulması gerekir. Dış gebelik tanısı ultrason, muayene ve beta hCG değerinin seyri ile konur; tek bir ölçümle karar verilemediği durumlarda yakın aralıklı kontrol planlanır. Tedavi seçeneği, gebeliğin yerleşim yerine, kanama olup olmadığına ve hastanın genel durumuna göre hekim tarafından belirlenir. Belirtileri ve izlenen yolu dış gebelik yazımızda ayrıntılı biçimde anlattık. Ağrı ve dolaşım bulgusu olmaksızın, yalnızca pozitif gebelik testi ile birlikte düzensiz lekelenme görülmesi de dış gebelik olasılığını ortadan kaldırmaz; bu durumda da değerlendirme aynı güne planlanır; aynı gün içinde hekiminize ya da gebelik takip merkezinize ulaşamıyorsanız doğrudan acil servise başvurun. Ağrı, baş dönmesi ya da kanamanın artması eklenirse beklemeden acil servise gidilmelidir.
İlk 12 hafta: mol gebelik
Mol gebelik, plasentayı oluşturacak hücrelerin normal gelişim göstermeyip anormal biçimde çoğaldığı bir gebelik türüdür. Kanama sık görülen ilk bulgudur; koyu kahverengi ya da kırmızı olabilir, bazen küçük kesecikler içeren bir akıntı biçiminde tanımlanır. Beklenenden belirgin ölçüde yüksek beta hCG değerleri, gebelik haftasına göre büyük ölçülen bir rahim, şiddetli bulantı ve kusma tabloyu düşündürür. Tanı ultrason ve kan tetkikleri birlikte değerlendirilerek konur.
Mol gebelikte rahim içindeki dokunun boşaltılması ve sonrasında beta hCG değerinin düzenli aralıklarla takip edilmesi gerekir. Bu takip, dokunun tamamen gerilediğinden emin olmak için yapılır ve bir süre gebelikten korunma önerilir. Takibin süresi ve içeriği kişiye göre planlandığı için hekiminizin verdiği kontrol tarihlerine uymanız önemlidir. Bu gebelik türünün ayrıntılarını mol gebelik yazımızda bulabilirsiniz.
Orta dönem: enfeksiyon, rahim ağzı kaynaklı nedenler ve rahim ağzı yetmezliği
Orta dönemde, yani kabaca 13 ile 27. haftalar arasında kanama ilk döneme göre daha seyrek görülür; görüldüğünde ise değerlendirme eşiği daha düşüktür. Bu dönemde kanama tek başına bir bulgu olarak kalmaz, sıklıkla erken doğum ve zar açılması açısından da sorgulanır. Bu nedenle orta dönemde ortaya çıkan her kanama, ne kadar az olursa olsun, aynı gün içinde hekim değerlendirmesinden geçmelidir. Bu dönemin ilerleyen haftalarında ortaya çıkan kanamada ise aynı gün için randevu beklenmez; beklemeden en yakın doğum ünitesinde değerlendirilmesi gerekir. Hangi haftadan sonra kanamanın doğum öncesi kanama kabul edileceği konusunda rehberler aynı sınırı kullanmaz: Birleşik Krallık rehberleri 24. haftayı sınır alır, ACOG ise belirli bir hafta sınırı vermeden gebeliğin her döneminde görülen kanamanın hekime hemen bildirilmesini, ileri dönemde ise hemen hastaneye başvurulmasını önerir. Bu nedenle 20 ile 24. haftalar arasında ortaya çıkan kanamada da beklemeyi değil, aynı gün doğum ünitesine başvurmayı seçin.
- Rahim ağzı yetmezliği: rahim ağzının ağrı vermeden kısalıp açılmasıdır; başlıca bulgusu kanama değildir, çoğunlukla sulu akıntı ve aşağıda basınç hissi ile seyreder, yanında hafif lekelenme görülebilir
- Enfeksiyonlar: vajina ve rahim ağzı enfeksiyonları dokuyu kolay kanar hale getirir; kokusu değişmiş akıntı ve yanma eşlik eder
- Rahim ağzı polipi ve ektropiyon: temasla kanayan iyi huylu doku değişiklikleri
- Plasenta kaynaklı nedenler: plasentanın rahim ağzına yakın yerleşmesi ya da kenarından kısmi ayrılma
- Zarların erken açılması: su gelmesi ile birlikte pembe renkli sızıntı
Rahim ağzı yetmezliğinin en zorlu yanı belirti vermemesidir. Şiddetli ağrı olmadan, yalnızca aşağıda bir dolgunluk, sık idrara çıkma, sulu ya da pembe akıntı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle tanı muayene ve ultrasonla rahim ağzı uzunluğunun ölçülmesine dayanır. Daha önce ikinci üç ayda gebelik kaybı yaşamış ya da rahim ağzına yönelik girişim geçirmiş kadınlarda hekiminiz bu ölçümü programlı biçimde tekrarlamayı planlayabilir.
Enfeksiyon düşünülen durumlarda akıntıdan örnek alınır ve gerekirse idrar kültürü istenir. Gebelikte kullanılabilecek tedaviler vardır ve bunlar hekim tarafından reçete edilir; hangi ilacın, hangi biçimde ve ne kadar süreyle kullanılacağına karar vermek muayene edene aittir. Bu yazıda ilaç adı ya da kullanım şeması bulunmamasının nedeni budur. Eczaneden kendi kararınızla ürün almanız, hem tanıyı gölgeler hem de gereken tedaviyi geciktirir.
Son dönem: plasenta previa ve plasentanın yerleşim yeri
Plasenta previa, plasentanın rahim ağzını kısmen ya da tamamen örtecek biçimde aşağıda yerleşmesidir. Tipik bulgusu, son dönemde ortaya çıkan, ağrı eşlik etmeyen ve parlak kırmızı olan kanamadır. Ağrının olmaması bu tabloyu dekolmandan ayıran önemli bir özelliktir, ancak ağrı olmaması tehlike bulunmadığı anlamına gelmez; kanama ani ve yoğun olabilir. Plasentanın yerleşim yeri rutin gebelik ultrasonlarında değerlendirildiği için çoğu kez kanamadan önce bilinir.
Plasenta previa bilinen bir gebelikte kanama olduğunda vajinal muayene ve ilişki önerilmez; değerlendirme ultrason ile yapılır. Bu nedenle plasentanızın aşağıda yerleştiği söylendiyse, kanama durumunda başvurduğunuz yerde bu bilgiyi ilk cümlede söylemeniz gerekir. Doğum biçimi ve zamanlaması, plasentanın rahim ağzına ne kadar yakın olduğuna ve kanamanın seyrine göre hekiminiz tarafından planlanır. Gebelik ilerledikçe yerleşimin yukarı doğru değiştiği durumlar da vardır.
Son dönemde plasenta ile ilişkili iki başlık daha vardır. Bunlardan biri plasentanın rahim duvarına beklenenden derin tutunmasıdır. Diğeri, bebeğe ait damar yapılarının rahim ağzının önünden geçmesidir; bu durumda, özellikle su gelmesi ile birlikte başlayan kanamada kaybedilen kan bebeğin kendi kanı olabilir ve tablo dakikalar içinde bebek için yaşamsal tehlike oluşturur. Bu nedenle son dönemde su gelmesi ile aynı anda başlayan kanamada 112 aranarak en yakın doğum ünitesine gidilmesi gerekir. Bu tabloların hepsi ultrason ile araştırılır ve doğumun nerede, hangi ekiple ve ne zaman yapılacağı önceden planlanır. Bu nedenle son dönemde bir kez bile olan kanamanın kaydedilmesi ve takip eden hekimle paylaşılması önemlidir.
Son dönem: plasenta dekolmanı
Plasenta dekolmanı, plasentanın doğum öncesinde rahim duvarından kısmen ya da tamamen ayrılmasıdır. Bebeğin oksijen ve besin alışverişi plasenta üzerinden sürdüğü için bu ayrılma zamana duyarlı bir tablodur. Klasik bulgusu, şiddetli ve sürekli karın ağrısı ile sertleşen, elle muayenede gevşemeyen bir karındır. Kanama koyu renkli olabilir, miktarı az görünebilir ya da hiç dışa yansımayabilir; kan plasenta ile rahim duvarı arasında birikebilir.
Bu nedenle dekolmanda kanamanın miktarına bakarak durumun ağırlığı hakkında fikir yürütmek yanıltıcıdır. Az kanama ile gelen bir hastada tablo ağır olabilir. Ağrının kesilmeden sürmesi, karnın tahta gibi sertleşmesi, kasılmaların arası açılmaması, bebek hareketlerinin azalması ve annede baş dönmesi ile çarpıntı bir arada görülüyorsa gecikmeden hastaneye gidilmesi gerekir. Araçla uzun yol planlamak yerine en yakın doğum ünitesine başvurulmalıdır; annede baş dönmesi, çarpıntı ya da bayılma hissi varsa 112 aranmalıdır.
Dekolman riskini artıran durumlar arasında yüksek tansiyon ve gebelik zehirlenmesi, karına gelen darbe ve trafik kazaları, sigara kullanımı ve önceki gebelikte dekolman öyküsü bulunur. Karnınıza darbe aldıysanız kanama ya da ağrı olmasa bile değerlendirilmeniz gerekir, çünkü ayrılma saatler sonra belirti verebilir. Tansiyonla ilişkili tablolar gebelik takibinde ayrıca izlenir ve bu nedenle tansiyon ölçümü her kontrolün parçasıdır.
Son dönem: nişane ve doğum eyleminin başlangıcı
Doğuma yaklaşıldığında rahim ağzı yumuşar, kısalır ve içindeki koyu kıvamlı tıkaç dışarı atılır. Buna nişane denir. Nişane genellikle jelatin kıvamında, şeffaf ya da kahverengi pembe renkli, içinde kan çizgileri bulunan bir parça biçiminde görülür. Doğumun başladığı anlamına gelmez; aynı gün de başlayabilir, günler sonra da başlayabilir. Nişane terme yaklaşıldığında, yani 37. haftadan sonra beklenen bir bulgudur. 37. haftadan önce görülen kanlı ya da mukus kıvamında akıntı nişane olarak kabul edilmez; erken doğumun, plasenta previanın ya da plasenta dekolmanının ilk işareti olabileceği için aynı gün için randevu beklenmez, hemen en yakın doğum ünitesine başvurulması gerekir. Gebeliğin ikinci yarısında bu kural, miktarı ne kadar az olursa olsun her kanlı akıntı için geçerlidir. 37. haftadan sonra tek başına nişane acil bir durum değildir; yine de gördüğünüz gün hekiminize ya da doğum yapacağınız merkeze haber vermeniz gerekir, çünkü gördüğünüz şeyin nişane mi yoksa başka bir nedene bağlı kanama mı olduğunu telefonda ya da kendi başınıza ayırt etmek mümkün değildir.
37. haftadan sonra doğum eyleminin başlangıcında da az miktarda kanlı akıntı görülebilir. Bu dönemde kasılmalar düzenli aralıklara iner, süreleri uzar ve şiddetleri artar; bel ve kasık ağrısı belirli bir ritim kazanır. Nişaneden ayıran özellik budur: nişane tek seferlik bir parçadır, doğum eylemi ise ilerleyen ve kendini tekrarlayan bir süreçtir. Kasılmalar düzenli hale geldiyse doğum yapacağınız merkeze haber vermeniz beklenir.
Nişaneyi bir uyarı bulgusundan gördüğünüze bakarak kesin olarak ayırmak mümkün değildir. Jelatin kıvamında ve kan çizgileri içeren bir parça nişane lehine bir görünümdür; ancak bu değerlendirmeyi, sizi muayene eden hekiminiz yapar. Buna karşılık ped gerektiren akışkan kanama, şiddetli ağrı, su gelmesi ya da bebek hareketlerinde azalma nişane değildir ve beklemeden değerlendirilmelidir. Emin olamadığınızda beklemeyi değil aramayı seçin; bu ayrımı telefonda kesin olarak yapmak hekiminiz için de mümkün değildir.
Kan grubu Rh negatif olan gebelerde kanama neden ayrıca önemlidir
Kan grubu Rh negatif olan bir gebenin bebeği Rh pozitif ise, gebelik ya da doğum sırasında bebeğin kanından az miktarda hücrenin anne dolaşımına geçmesi, annenin bağışıklık sisteminin bu hücrelere karşı antikor geliştirmesine yol açabilir. Bu duruma Rh uyuşmazlığı denir. Gelişen antikorlar çoğu kez o gebeliği değil, sonraki gebelikleri etkiler; daha seyrek olarak içinde bulunulan gebeliği de etkileyebilir. Kanama, bu geçişin olabileceği durumlardan biridir; bu nedenle Rh negatif gebelerde kanamanın ayrı bir önemi vardır.
Bu nedenle kan grubu Rh negatif olan bir gebede herhangi bir miktarda kanama olduğunda, kanama az ve kısa sürmüş olsa bile hekime başvurmak gerekir. Hekiminiz kan grubunuzu, antikor durumunuzu ve kanamanın özelliklerini değerlendirir; koruyucu bir tedavinin gerekip gerekmediğine, gerekiyorsa hangi zaman aralığında uygulanacağına karar verir. Bu değerlendirmenin zamanlaması önemlidir: koruyucu tedavi gerekiyorsa kanamanın başlangıcından sonra kısa bir süre içinde uygulanması hedeflenir, bu nedenle başvuru ertesi güne bırakılmamalıdır. Geç kaldığınızı düşünüyorsanız da başvurmaktan vazgeçmeyin; uygulamanın zamanlamasına ve hangi koşulda hâlâ yararlı olacağına yalnızca sizi değerlendiren hekiminiz karar verir. Bu nedenle Rh negatif bir gebede kanama fark edildiği gün başvurulmalı, kanama azaldı ya da geçti diye beklenmemelidir. Bu karar yalnızca hekim tarafından verilir. Bu yazıda ilaç adı ve uygulama şeması yer almaz; bilgi almanız gereken kişi sizi takip eden hekiminizdir.
Gebelik takibinin başında kan grubu ve Rh durumu bakılır, Rh negatif gebelerde antikor taraması da planlanır. Bu sonuçları bilmeniz ve gebelik kartınızda ya da telefonunuzda hazır bulundurmanız, acil bir başvuruda size zaman kazandırır. Düşük, dış gebelik, karına gelen darbe ve bazı girişimler de aynı değerlendirmeyi gerektiren durumlardır. Kanama olmadan geçen bir gebelikte bile bu takip, planlanmış kontrollerin bir parçası olarak sürdürülür.
İlgili İçerikler
- Gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) nedir, belirtileri nelerdir?
- Yerleşme Kanaması Nedir, Ne Zaman Olur ve Nasıl Anlaşılır?
- Dış Gebelik Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Sonrasında Gebelik
- Mol gebelik nedir, belirtileri nelerdir ve sonrasında takip nasıl yapılır?
- Düşük Sonrası Ne Zaman Yeniden Denenmeli?
- Gebelikte mide bulantısı ne zaman başlar, mide yanmasına ne iyi gelir?
Kaynaklar ve referanslar
Bu içerik, aşağıdaki bağımsız ve otoriter kaynaklarla desteklenmiştir:
- NHS (Birleşik Krallık), Gebelikte vajinal kanama
- ACOG (Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği), Gebelikte kanama
- NICE (Birleşik Krallık), Dış gebelik ve düşük: tanı ve ilk yönetim (NG126)
- ACOG (Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği), Erken gebelik kaybı
- RCOG (Birleşik Krallık Kadın Doğum Uzmanları Kraliyet Koleji), Doğum öncesi kanama (Green-top Kılavuz No. 63)
- ACOG (Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği), Rh faktörü ve gebeliğe etkisi